pexels-muhammadtaha-ibrahim-ma'aji-25053

ÇALINAN ÇOCUKLUK

Şükriye Ateş 

Bir çocuğun oyun oynarken ki kahkahasının kesildiği sessizlik kapladı gökyüzünü.
Önce evlerinden uzaklaştılar, sonra da hayallerinden yavaş yavaş. Bir çocuk sustu. Kahkahası
eksildi yeryüzünün ve umudu yarınlara bakan gözlerinin. Yüreklerinde ne öfkeyi ne de nefreti
barındırdılar. Ama hep umudun şarkısı vardı. Çocuktu onlar, masumiyetin kalesiydi isimleri.
O kibirli kalabalığa sırtlarını dönerek yürüdüler. Yürürken gördüler, hayal kurdular ve
öğrendiler. Onlar oyuncak kavgası yerine ekmek kavgası peşine düştüler. Bir çocuk
kurtaracaksa bir aileyi ve bir çocuk adı değilse sadece yoksulluk. Umudun adıydı çocuk. Aşı
ekmeğiydi çokça hayalleri. Kimi zaman bir oyun parkında, kimi zaman bir çöpün yanında.


Nasıl anlatılırdı ona, ‘’Büyümeden hayatı tanıdın’’ diye ? Oysa küçücük yüreğinde,
kazanılacak o kadar çok şey saklıydı ki. Şimdi nereden başlanır bu durumdan onun suçunun
olmadığına ? Bu hayata tutunmak için ellerinin daha çok küçük kaldığı; söyleyin, nasıl izah
edilir ?


Görünen olgun bir adam, kimi zaman ürkek bir kuş ama muhayyil bir çocuk. O bakış
yansır insanın içine. Yaşanmışlık… Daha doğrusu hayallerinin aksine yaşanılamayan,
yaşanmışlık. Bir köşeye oturmuş küçücük bir çocuğun kurduğu dünya vardır. Çocukken
büyümek zorunda kalmış, büyüyünce de yaşamak zorunda kaldığı müphem bir evren. O
olgun, dimdik görünen adamın bakışlarında acılar vardır. Terazisinde hüznü hep ağır
basmıştır onun. Hüznün mutluluğa göre ağır bastığı bir terazi... Kötülüğün iyilikten, haksızın
haklıdan, zenginin fakirden üstün gelmesi gibidir.


O bakışlarda alın teri vardır. Yürümeye başladığı andan itibaren düşerek, kalkarak,
mücadele ederek hayatı kendi kazanmıştır çocuk. Şimdiki kocaman yaşantısında dönmek
istediği, hiç yaşayamadığı çocukluğu vardır. Konuşmuyor ama sessiz sessiz ağlıyor bu hayata,
tahayyül ederek yaşıyor. Ne çok şey sığdırdı hayatına ama ne az şey yaşadı. Yaşarsınız,
yaşadıklarınızdan utanırsınız. Bakarsınız, bakışınızdan utanırsınız. Hayata bu çocuk gibi
bakamayışımız utancımız olur.


Yalnızlıktan yuva yapmıştır bazıları. Evleri orasıdır artık. Yalnız kanat çırparlar.
Çünkü tahkir bakışlara maruz kalmışlardır hep. O yüzden kapılarını kapamışlardır artık.
Ürkektirler hayata ve insanlara karşı. Baktınız mı bir daha bakarsınız. Ama ya onların baktığı
bakışlarda ne vardır ? Hangi kelimeye sığar ? Kim anlar ve hangi cümleler terennüm eder bu
bakışları ? Ya da yarım bırakılan bir çocukluk, nerede bileniniz var mı ?

© Copyright