pexels-fotografierende-1111597.jpg

21. YÜZYIL AHLAKI

Yakup Diker

Bir ihtilalin başlangıcı gibiydi kadın olmak bu coğrafyada. Ne aciz kalemim anlatabilirdi bu durumu ne de bir dini vardı şiirsel yaşayışlarına bir leke gibi düşen acıların. Çağın akışına ayak uydurmaya çalışırken kaç kadının gözyaşını unuttuk ve kaç kadının çığlığını duymaz olduk acaba diye sormalıyız kendimize.

 

Edebi cümlelerle başladığım bu metinde kadınları övmek ve yaratılıştaki güzelliklerini, fazlalıklarını ortaya çıkarmak elbette benim işsiz cümlelerime fazla gelir. Hem benden önce birçok şair, yazar, yönetici, sanatçı fazlasıyla işlediler bunu dizelerinde de düşüncelerinde de. O zaman ben bugün romantik değil de realist bakayım biraz 21. Yüzyılın kirli ve kırgın penceresinden. Hem annemi de mutlu etmiş olurum biraz zira küçükken kırılmasına sebep olan bir çocukluk geçirmiştim.

 

Düşünebiliyor musunuz 21. Yüzyıla geldik hâlâ kadın erkekle eşit mi, denk mi sorularını soruyor ve her gün kadın cinayetleri, taciz olaylarıyla uyanıyoruz. Bu elbette insanlar üzerinde ciddi etkiler bırakmış ve kadınlar üstünde adeta travmatik bir durum oluşturmuş durumda. Kime sorsak bunu eğitimsizlikten kaynaklandığını ifade eder. Peki ya eğitimli tacizciler, eğitimli caniler ? Onlara ne demeli. Sorun şu ki yarım yamalak eğitimimiz ahlaki olarak eksik kalıyor. Belki çok iyi problem çözen, çok iyi dil bilgisi kuralları bilen bireyler yetiştiriyoruzdur nadir de olsa ama kabul etmeliyiz ki iyi ve ahlaklı bireyler yetiştirmek konusunda eksik kalıyor sistem. Eksik kalıyoruz bizler.

 

Unutulmamalı ki eğitim aileden hatta anne karnından başlar. Uzmanlara göre bir anne hamilelik süresince şiddete maruz kalırsa bu durum henüz doğmamış çocuğa da etki ediyor ve o çocukta küçük çaplı da olsa şiddet eğilimi başlıyor. Erkek çocukların çıplak fotoğraflarını marifetmiş gibi saklıyor ve bununla övünüyoruz. Acı olan şu ki bunu en eğitimli olanlarımız bile yapıyor. Erkek cinsiyetinin vermiş olduğu durumun arkasına saklanan bireylere şunu söyleyebilirim ki : Bir dininiz olmak zorunda değil ama ahlaklı olmak zorundasınız. İster evrensel yasaları, ister devlet kurallarını, ister vicdanınızı esas alın. Ama ahlaklı olmak zorundasınız. Yıllardır iğrendiğim bir söz var aşk denen duyguya haksızlık olduğu kadar aşk denen duyguyu gölgede bırakıyor. Hatta lekeliyor.

" Ya benimsin ya kara toprağın "

Ne kadar da tanıdık değil mi bu söz ? Hepimiz biliriz hani büyüklerden ögrendiğimiz, ergenlik yıllarında çoğu erkeğin kullandığı ve o sözün garip bir şekilde gerçek olması ne acı bir durum. Her şeye ulaşan ve her istediğini elde eden şımarık modern zaman insanının bu eylemi gerçekte de yapması ne kadar da acı bir durum. Ya da başka bir söz

" Seviyordum o yüzden öldürdüm "

Aşk hasretinin öldürdüğünü duydum ama aşık olduğu kişiyi öldürene rastlamadım okuduğum kitaplarda. Çok merak ediyorum Fuzuli yaşıyor olsa bu söz hakkında ne düşünür, Nâzım’ın kemiklerinin sancıdığını duyar gibiyim. Bunları yaptığınız için kendinizle övünebilirsiniz sözüm ona bu cümleyi hayat felsefesi haline getirip bu sözlerime kızacak olan okuyucular. Yüzlerce hatta binlerce şairin yüceltmeye çalıştığı aşk, sevgi, sadakat duygularını tek hareketinizle alaşağı ettiniz , tek hareketinizle lekelediniz. Bence bu duyguların da temizlenmeye ihtiyacı var yalnız namus terimi olarak tanımladığınız şeyi temizlemek gibi olmaması ümidiyle. Yıllarca namus kavramını kadına yüklediniz ve yıllarca kadını cinsel bir obje olarak gördünüz. Duygularınız bile yüreğinizden ya da zihninizden değil de cinsel uzuvlarınızdan geliyordu.

Evet siz erkektiniz, iyi adamları da lekelediniz.

Evet siz erkektiniz üzgünüm yürekli olmayı kadınlardan öğreneceksiniz. Ben bu satırları yazarken insan olduğumun bilinciyle yazdım. Temennim şu ki artık herkes biraz olsun insan olduğunun farkına varsın. Bu toplumun, bu ülkenin, bu insanların en çok da buna ihtiyacı var çünkü.

Tarih ve Tanrı kadınlara karşı davranışları sebebiyle iki tür insanı hep hatırlayacaktır.

Bir tarafta kadını yücelten insanlar, diğer tarafta kadına vermediği değerle aslında kendi değerini düşüren canileşmiş zihniyetlileri.

Tarih iyi ve kötü ayrımı yapacaktır kendi sayfalarında.

 

İyi tarafta Mekke’de kız çocuklarını katleden bir toplumda kız çocuğunu omuzlarında gezdiren Hz. Muhammed olacaktır.

İyi tarafta kadını erkekle eşit düzeye getiren, onlara haklar veren, onlar için İnkılaplar tasarlayan Mustafa Kemal olacaktır.

İyi tarafta kocasını şikayete gelen kadını saatlerce dinleyen Halife Hz. Ömer olacaktır. Kötü tarafta olanların ismini bilmekle beraber yazmayacağım.

Ne kağıdımı kirletmek niyetindeyim ne de okuyucunun öfke krizlerine girmesini istemiyorum. Galiba sözlerimi yazdığım kısa bir yazı ile sonlandırmak daha iyi olacaktır :

 

" Ve ben annemden sonra aşık oldum tüm kadınlara, Annemden sonra inandım kadının kutsallığına. "