pexels-arianna-jadé-4754674.jpg

21. YÜZYILDA İNSAN OLMAK

Beyza Yazıcıoğlu

Değerlerimizin kökten değiştiği, sevginin anlamını yarara ve çıkara bıraktığı, konuşurken defalarca
düşünülüp yanlış lanse edilmemek için ince eleyip, popüler kültüre ayak uydurarak "Ben de sizdenim."
dediğimiz dönemdeyiz . Toplum tarafından ötekileştirilmemek için sustuğumuz ve şikayetçi olduğumuz
durumu eylemle protesto edemediğimiz bir dönemi yaşamış ve yaşamakta olduğumuz için bahtsız ve
ümitsiz jenerasyonun en önde nefer tutanlarındanım , tutanlarındanız.
Yetiştirilip hayata hazırlandığımız, pişmemiş, görmemiş, gelişmemiş ve taze fikirlerle anlamaya ve
empati kurmaya yetmeyen minik bedenlerimiz, dalıp duraklayıp gördüğümüz düşlerimiz başkaydı.
Okuyup büyük adam olacak, o kitaplıkta severek sergilediğimiz kırmızı metal oyuncağı bile alacaktık.
Barbielerimiz kadar şık, güzel ,bakımlı ve mutlu olacaktık. Sanatla ilgilenecektik. TRT'de şaheser yaratan
adam kadar yetenekli, tek parmağıyla bir bacağının üzerinde dönen ve dönerken etrafına ışık saçan sanat,
emek ve alınteri , başarı saçan dansçılar kadar özgür olacaktık. Yetişme çağındayken televizyondaki
gençlik dizilerinde gördüğümüz o renkli gösterilen hayatı yaşamak için sabırsızlanırdık, o tatlı
kaçamakların heyecanını yaşımızdan önce tatmak isterdik . Yoksa yaşının üzerinde giyinmeler, karşı
çıkmalar ve ses yükseltmeler özenilen bu ışıltılı hayata çabuk geçmek için miydi ?
Üniversite amfilerinde yüksek sesle ve özgürce konuşacaktık siyasetten. Kulağımız çekilmeden ve soğuğu
hissetmeden... Bir proje yapacaktık mesela, herkesin memnuniyetle karşıladığı ve gülümsediği,
sevdiklerimizin tarafından alkış toplayan bir proje. Atatürk'ün bıraktığı mirası ileriye taşıyacaktık. En az 2
dil bilecektik hani ... Dostlarımızla filmlerdeki gibi maceralar yaşayacaktık.
Sonra ...
Sonra mı ? Hayatımızın aşkını bulup, standart yaşam evrelerini tamamlayıp bu yaşama mutlu veda
edecektik . Saniyeler gözümüzün önünden geçerken... Vay be! Ne güzel yaşadım ve yaşattım, mutlu
oldum ve mutlu ettim ,sevdim ve sevildim, bu dünyaya bir ağaç bıraktım. Ağladım, düştüm ama güzel
insandım. Güzel insanlar yetiştirdim. "Güzel dost oldum, o en sevdiğim şarkı bitene kadar yolumu
defalarca uzattım." demiş olacaktım.
Sahi, şuan bulunduğumuz yerden memnun muyuz? Yapabildik mi, yapabilecek miyiz ? Gözümüzü
dünyaya son kez kez kapattığımızda kefede ne ağır basacak? Yaptıklarımız mı, yapamadıklarımız mı ?
Sevildiğimizden emin olarak göçmek mi, kırgınlıklar mı ? Peki, ya yaşam koşuşturmacasındaki kendimizi
unutuşlarımız? Yapabildik mi karşı çıkmaları? Masaya yumruğu vurabildik mi tersliklere? Hayatımıza
yön verebildik mi? Hayalini kurduğumuz o karavanla yola çıkabildik mi? Patronumuza rest çekecek
kadar özgür müyüz? İstediğimiz şeyleri alırken kaç kez düşünüyoruz? Sokakta son kez oyun oynadığın
tarihi hatırlıyor musun? Ben de öyle ... Ben de en son omzuma ne ara bu kadar yük bindi, ben ne zaman
büyüdüm ve ne zamandan beri bu sıradan düzene dahilim? Bilmiyorum.
Peki, 21. Yüzyılda aşık olmak sayın okur ?
İnsanlar sahi mi? Aşk diye bağıran aşıklar? Afişe edilmiş mutluluk pozları? Neyin bedelini ödettikten
sonra avaz avaz bağırıyor sosyal medyada aşık? Ve belki de bu koşuşturmacada hiçbirine
rastlamayanlar... En sahi onlar sanırım. Bir ömür tükettiğimizde bu döneme denk geldiğimiz için mi
hayıflanacağız? Yoksa hayalimizdeki insan olamadığımız için mi?
Gerçekten severler mi birileri bizi, o eski filmlerdeki gibi bir ekmek bir suya tamah edebilecek
yüreklilikle? Sırtımıza 3.ve 4. kanatları takacak kadar? Her sevişinde ve her öpüşünde yerden yükseltecek
kadar, güveniyle dağ yaratacak kadar?
Aç ve susuz kalmış çöldeki seyyah kadar muhtacız sevgiye. Kızgınlığımız, kinimiz, eksikliğimiz ve
doyumsuzluğumuz bundan değil mi?
İnsan, galiba yetişkinliğe ulaştığında en çok o zaman insan oluyor, gerçek bir insan, her tavrıyla ve her
hâliyle.
İnsanların hayatına ekonominin yön verdiği bu acımasız dönemde, insan kalmaya ve tutunduğumuz
yerden düşmemeye, ölmeden bir kez aşık olmaya, o lezzetli restoranlara bir kez de olsa gittim ve yedim
diyebilmek için patronumuz ne derse evet demeye mecbur olduğumuz ve burnumuzdan soluduğumuz
nefese paranın karar verdiği bu bahtsız dönemde yanlışlara karşı ne kadar aykırıyız?
Bana ne kadar mutlu olduğunu, kimden vazgeçemeyeceğini ve ne için daha çok çalışacağını söyleyebilir
misin sevgili okurum?
Tahammülsüzlüğümüzü, mutsuzluğumuzu, boyun eğişimizi ve kendimizden ödün verip başkalaşmamızı
sevgi onarsın .
Sen, sen ol 21. yüzyılda insan olma.

21. YÜZYILDA İNSAN OLMAK- Beyza Yazıcıoğlu

  • Facebook
  • Twitter
  • Beyaz Instagram Simge