face-636093_1920.jpg

BİTEVİYE

Öykü Özcan

Oturup başında gecelerce beklediğim bilgisayarın başında bazen tek bir cümle bile yazamazken, bazen de başımı koyduğum mürekkebin yastığında uyuyormuşum gibi yazılıyor kafama aklıma getiremediğim bütün sayfalar. Gözlerim kapalıyken bile hissedebildiğim gurur ifadesi takınıyor yüzüme huzursuzlukla, kendi öz irademle yazdığım sayfaların her birinde dizili paragraf başları baştan aşağı ezberimde, kelimeler? Yine yok.

Başımı kaldırdım sayfalar arasından yine, üstü demir kapılı engelin kilidini ellerimin baskısıyla açtım bir güzel, nefes aldığım manzarada tek bir ses bile yok. O zaman anladım saatin daha çok erken olduğunu, uyuyamamışım yine. Ellerimin arasında tuttuğum yorgunluğumun kanıksanmış bir tekerrür ile elimde kaldığını fark etmek kolay değil, başına oturduğum tenakuzun safi benle bilgisayar arasında olan münakaşama devam ediyorum kaldığım yerden, yine yok, yine yok. Aklımın ucundan geçen hiçbir hatıranın izi kalmamış belleğimde. Kâbuslarım kadar mihmandar olsaydı ellerimin klavyede süren gezginliği, kelimelerimi dizen müşahedelerimin hercailiği göz gezdirdiğim devamlılığın silinmeyen mürekkebinde, belki silmek daha kolay olurdu, bir silgiye bile ihtiyaç duymadan hem de. Gerçekleşmemiş beklentilerimin tahriri sözde mukteza rüyalarıma sirayet etmeden uyansam bir sefer, gözlerimin gezindiği çerçevelerde gizlenen rüyalarım zihnim açıkken zuhur etse mütalaalarıma, gördüğüm yalanlar inancıma zehretmeden ayılsam ütopyamdan. Yine olmadı, yine her muammadan söz ettim başımın üstünde serilen tavan ile hasbıhalimde, kalkmam, kalkıp da bir çay hazırlamam gerekiyordu belki de. Yatağımdan kalktım, yeniden uyandım, keyfi kaçmış sessizliğimde uyanan bedenimdi artık.

Ziyadesiyle edindiğim erken dakikaları tefekküre yorarken ayakta kalmışım, ellerim düşüncelerimin beynimden taşıp yerlere döküleceğinden eminmişçesine saçlarıma dolalı, muhakemesi belleğiyle sabrı arasında süregelen bir iplik söküğü kadar habersiz, melankolik bir intiba bırakmak istiyormuşum gibi iç çekerek odama geri dönüyorum mutfakta kalan çayı almadan. Bardakların müsamahasına bırakıyorum özürlerimi, bilgisayarın başına oturuyorum.

Pinhan düşüncelerimin tahririne bırakıyorum klavyede gezinen ellerimi, harflerin diriliğinden teşekkül cümlelerimi üslubumla karalıyorum.

Elle tutulur fanzinlerin pişmanlığı sayfalarca mecmualara dönüştüğü yaşların farkındalıkları üzüyor en çok beni, bir elimde tuttuğum vicdanımın selamını alıyor en fazla insanlar, bedenin muteberliği tacidarlığını kaybediyor yıllar içinde, katlanabilene ne âlâ, katlanamayan boyutların tesellisi idealler oluyor yine kurgularımızda.

Umut halkaları dizili yaşlarımızın zincirleri hepsi, birbirine ilgisiz gözlerin yaşattığı hayatımıza bağlı bütün kazançlar. Müşterek bir anlam arayışında herkes, kimse memnun değil artık kendi hakikatinden.

Herkes dertsiz, bir başkasının yenilgisinden müteşekkil tüm mutluluklar. Görüşlerine bağlı ihtivaların kokusu çıkmış artık tüm şehirde, bütün sokaklardan yayılıyor söylenmeyen kokular betonların arasında, duyabiliyorum artık gözlerimle, herkes gerçekleri bakışlarıyla konuşuyor. Saçlarıma esen inançlar özgürlüğün silsilesi, üfürülen yalanlar yaratıyor tüm rüzgârları. Bütün umutlar hakikatin yerine geçmiş, memnun değil yerinden artık tüm martılar.

Duygularına tercüme bacaların filtrelendiği bir sonbahar, kaldırımların ayak izleri sararmış sessizliklerle dolu. Bir anlam arayan insanların uğradığı kendine, bir çift lafın değiştirdiği konuyu bağlayan gözlerde duvarları. Kalem ucunu çalmak gibi bir yazarın, istihza dolu hasbıhalinden gizlemek gibi bütün cümlelerini.  

 

Rüyalarımda okudum bütün bu netameli ikrarımı, gözlerim kapalıyken mürekkebimin akan sayfalarından yine bu sözcükler geçiyordu. Gözlerimi açarak yaşattığım intibahımı zihnimden atmaya çalışırken üstü demir kapılı engelin kilidini ellerimin baskısıyla açtım bir güzel, nefes aldığım dakikalarımda ses seda çıkmıyor, manzaranın sessizliğinden anlıyorum daha erken olduğunu.

Belleğimde hatırlamaya uğraştığım sayfaların zehrettikleri ruhuma dolanıyorum bu sefer. Uykumun akan görsellerinde rastladığım, kendi öz irademle yazdığım sayfaların her birinde dizili paragraf başları baştan aşağı ezberimde yine,

Peki ya kelimeler?

Yine yok.