technology-792180_1920.jpg

DİJİTAL EVRİM

Gülşah Bahçekapılı Celasin

Dünyanın neresinde olursanız olun evrim denilince aklınıza gelecek ve arama motorlarında
karşınıza çıkacak ilk şeylerden birtanesi şempanzenin iki ayak üstünde durmayı başardığı bir türe ,yani
‘’insana’’evrildiğine dair görsel olacaktır.Bugün böyle bir evrimin gerçekliği hala tartışma konusu
olmaya devam ediyor.Fakat evrim konusuna,söz konusu kuyruğumuzu meçhul bir zamanda düşürüp
düşürmediğimiz açısından değil de günümüz şartları açısından bakacak olursak ‘’insan’’ türünün tabiri
caizse bugün yeni bir türe evrildiğini pek tabi tartışmaya açabiliriz.Hatta bu tartışmanın,inşaası devam
etmekte olan dijital dünya düzeninde pek kıymet göreceğinden şüpheniz olmasın.

İnsan, dijital tabanlı yeni düzende ,teknolojinin hız kesmeden hayatlarımıza sunduğu yeni
gelişmeler ile tekrar tekrar programlanıyor.Teknoloji kaynaklı her yeni gelişim bizlere insan olmanın
ekseninde çok farklı şeyler yüklüyor.Bu maruz kaldığımız evrim ile nelerimiz değişti?Ya da bu soruyu
haklı olarak nelerimiz aynılaştı şeklinde de sorabiliriz mutlaka.Söz konusu bu yeni evrimin insanı gün
geçtikçe yalnızlaştırdığı ve tek tipleştirdiği aşikar görünüyor.Bu insandan evrilen yeni türe bir isim
verecek olsaydık yıllarca sürecek yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş olurduk zannediyorum.Çünkü
bizde ,bize neler olduğu, bizdeki değişimlere ne isim vereceğimiz konusunda kifayetsiz kalırdık
kuşkusuz.

İnsanoğlu mahremini, mütemadiyen bir kapı ile örterdi önceden.Kapılarımızdaki dürbün
mahremiyetimizi korumak adına kuşkusuz içeriden dışarıyı gösterirdi her daim.Şimdi ise dijital yeni
düzende mahremiyetimizin ilkel güvenlik penceresi olarak adlandırabileceğimiz o kapı dürbünleri
tabiri caizse dışarıdan içeriyi gösterir oldu artık(!)Nasıl mı? Özellikle sosyal mecralar aracılığıyla
tabiki.Artık insanlar ,merak ettiği kimselerin hayatını bir ‘tık’ ile izleyebiliyor.Eskiden mahremiyet
alanımıza gelince kaç kez ‘tık’latması gerekirdi bir yabancının oysaki..Tüm bu gelişmelerde insanı bir
vitrin mankeni haline getirmeye başladı.Bu da haliyle insana bu dijital düzende yeni bir iş yükü
getirdi.İnsan vitrinini göz alıcı yapabilmek için her geçen gün bir öncekinden daha fazla
kesti,biçti,çekti,efektledi,fotoğrafladı,paylaştı ve tüm bunları ve nicesini hayatının hava gibi su gibi
vazgeçilmez bir unsuru kılana kadar değişti ve evrildi..Bu uğraşların yanında o vitrinin arkasına itilen
nice insanı insan yapan unsur ise tozlanmaya,her geçen gün unutulmaya yüz tuttu.

Bundan yıllar evvel yaşayan bir seyyah hayal edin ki gezdiği yerleri,gördüğü insanları yazacak
olsa insanların birbirinden farklı adetlerini,kıyafetlerini ve nice farklı ve hayret edeceğiniz birçok şeyii
yazmaya mürekkep yettiremezdi diye düşünüyorum.Ya şimdi? Sanırım bu soruya herkesin
verebilecek bir çok cevabı olacaktır .

Bir saatin sarkacı gibi sürekli işleyen bir evrim söz konusu ise eğer,ister buna dijital evrim adını
verelim ister başka bir şey ne fark eder ki? Eğer değiştiğimizin farkında olacak kadar ‘’İnsan’’ isek
hâlâ,bu dijital düzende değerlerimize ,mahremiyetimize ve insanlığımıza sahip çıkmanın yollarını
araştırmalıyız artık.Hasılı,son insanda yeni düzen içerisinde dijital yeniliklerle defalarca
programlandığında gerçek ‘’insan’’ belkide sadece maymundan geldiği varsayılıp sonradan tümüyle
yok olmuş bir tür olarak kalacak akıllarımızda veyahut biz,kendimizi yani “insanı” arama motorlarında
dijital dünyanın tozlu raflarında unutulmuş bir tür olarak aratacağız,kim bilir..

© Copyright