Rembrandt_Christ_in_the_Storm_on_the_Lak

GÜNEŞİN VEDA TURUNCUSU

Sabiha Küçüktuncer

Uzun bir yoldu gidilmesi gereken ve en dönüşsüzlerden. Sahi kaç kere daha gidecektik bu dönüşsüz yolu, kaç saniye daha maviliklerin tonları arasında, altında yahut üstünde gezecektik? Ben biliyorum. Biz her kendimizden kaçtığımızda ya da kendimizi yakalamaya çalıştığımızda bir mavilikte bulacaktık kendimizi, tıpkı gökyüzü mavisinin alabora olarak denizlere dökülmesi gibi... Evet bir kaçıştı mavi, yahut bir yakalama hevesi... Sükuttu belki altın gibi...

 

Evet yine gidiyorduk işte ölüme doğru. Gökyüzü ve bulutlar bu yüzden maviyi soyup giymemiş miydi güneşin veda turuncusunu? 

En ortasındaydık denizin. Belki Büyük Okyanus'un belki Atlantik Okyanus'un... Hatta belkide karşısındayık tüm okyanuslar ordusunun... Bu yüzden kuşkulu ve bir hayli yorgunduk. Öyle çok yorulmuştuk...

 

Uzun bir dinlenme gerek şimdi bize. Uzun bir mavilik üstünde ilerleme... İşte tam zamanıydı şimdi mürettebatın gemiden inip mavilikler basamağında ilerlemesinin. Yani benim... Bendim kaptan ve bendim tüm dört zabit. Bendim güverte reisi hatta kamarot. En güzel yemekleri ben yapardım ve zehirlerdim umudu besleyen güvercinlerimi. Hem onlar ne bilirdi ki beslemeyi? Ben bilirdim onları beslemeyi ve zehirlemeyi.

 

Bu yüzden yola çıkmadan önce annem aynen şöyle söylemişti :

Kızım iyi tut gemilerinin iplerini. O zamanlar neden böyle söylediğini anlamamıştım. O zamanlar daha yeni doğmuştum, küçüktüm. Nereden bilecektim ipleri tutan benim umudumu besleyen güvercinlerim olduğunu?

 

Ben zaten mavilikler için doğmuş olmalıyım. Yoksa nasıl en başından beri gökyüzü ve denizle dost kalayım?

 

Anneme göre herkesin gemisi varmış denizlerde gezdiği ve zamanı geldiğinde alabora olmasını beklediği. Tabi o zamanlar bilmiyordum alabora olmanın beyaz güvercinleri zehirlemek olduğunu. O zaman  bilmiyordum yeniden doğmuştum. Zeten ben bilmiyorum, kaç kere doğup kaç kere yok olmuştum ? 

 

Babamın söylediğine göre gökyüzü maviyi soymalıydı, bulutlar güneşin veda turuncusunu giysin diye.. Ben yola çıktığımdan beridir kaç kere çoğaldım onu da bilmiyorum. Yeni doğmuştum o zaman. İlk doğuşumda yalnızdım tabi gemimde. İkinci doğuşumda kaptan vardı, üçüncü doğuşumda birinci zabit üçüncü doğuşumda güverte reisi ve ben. Yeniden doğdukça oluştu tek kişilik mürettebat. Ben ve ben gibi...

 

Bu geminin en korkaklarıysa yolcularıydı pek tabii. Onlar benim günlerimdi.Kimi nefretle bakardı  bana. Gözlerimi kaçırmak zorunda kalırdım göz göze geldiğimizde. Kimi öyle hülyalı... Hemen gider alırdım o yolcunun güvercinlerini. Sonra da beslerdim onları zehirlerimle, umut beslemesinler diye. Bazıları da öyle çok ağlardı ki  onlara baktığımda bile gözlerim dolardı. Haykırırdı üstelik ağlarken. Öyle haykırırdı ki tek bir ses bile çıkmazdı o günden. 

Sıkıca sarılmak için koşardım ona doğru ve o kaçardı benden. 

 

Siz hiç alabora olmuş bir yolcu gördünüz mü? Ben gördüm. 21 Aralık 'tı o. İsmini en hülyalı günden öğrenmiştim, o da güvercinlerinden.

Bazı yolcularsa öyle mutluydu ki ortalıkta dolaşan. Sayıca azdılar ve sayıca fazlalar. Kimse bilmezdi onların kaç gün,  kaç saat sürdüğünü. Hesaplamak yıldızları saymaktan daha zordu o günü. İşte onlar sayıca az ve sayıca fazlalar. Üstelik hiç unutulmayacaklar...

 

 

Bir yolcu daha vardı ki o en geçimsiz. Öyle ki kalkar kafa tutardı rüzgarlara. O, ya birkaç saniye içinde alabora olacağını bilemeyecek kadar cahil ya da rüzgarlara kafa tutacak kadar cesur bir yolcuydu. Ve ben en son o yolcuyu görmüştüm gökyüzü maviliği soyduğu  gün. Güneşin vedası bulutları nasıl da dansa kaldırmıştı o gün? Ah o bulutlar... Ah o bulutlar nasıl da mutluydu o gün. İşte ben en son o yolcuyu görmüştüm. Rüzgar alıp saniyler içinde turuncu bulutları dansa kaldırdığında görmüştüm... 

 

Sonra tüm mürettebat ve yolcular sıkıca tuttular annemin bahsettiği yıkılmaya yüz tutmuş o umut gemisini. Umut gemisini taşıyan güvercinleri de gördüm son rüzgar beni götürmeden önce. Güvercinler bıraktı beni ve uçtu  gökyüzüne. Yeni bir gemi bırakılmış olmalı şimdi bu denizin yeryüzüne... 

GÜNEŞİN VEDA TURUNCUSU- Sabiha Küçüktuncer

  • Facebook
  • Twitter
  • Beyaz Instagram Simge