Untitled9_001-01.jpeg

GÜZEŞTE

Sebile Demir

  • Siyah LinkedIn Simge
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest

Mazi kalbimde kanayan bir yara. Çocukluğum özlemle hasret duyduğum çocukluğum.

Çabucak büyümek isterdim ben,kocaman olmak isterdim .

Büyüyünce herşeyin daha güzel olacağını düşünürdüm.

 özlem duyduğum yıllar bu muymuş.

Hatta hızlı büyüyebilmek için daha çok yerdim .İmkanlar kıttı, hayat şartları zordu o zamanlar...

Her istediğimizi elde edemezdik şimdiki çocuklar gibi.

Bakkaldan birşey istediğimde annemden bir hayli dayak yerdim . Var yoktu yok vardı o zamanlar .

Ama ne bileyim tarifsiz işte o zamanlar daha güzeldi.

Annem ekmekleri ıslayıp çay şekerine bulardı biz ne kadar mutlu olurduk,dünyalar bizim olurdu.

Yine annem ekmeğimize salça sürerdi değme keyfimize o zaman .Tabi sınırlıydı herşey .

Tadı damağımızda kalırdı.Çikolatalar yiyemezdik o zamanlar doyasıya ama bunlar bize çikolatadan daha lezzetli gelirdi.

Annem sobayı yakardı üzerine patatesleri dilimleyip koyardı .

Okuldan bir gelirdik sıcacık bir oda ,mis gibi çay ve patates kokusu ve biz de oluşan kocaman mutluluk..

Yine nohutları ıslardı annem sobanın üzerine koyardı onun başında kavga ederdik kardeşlerimle.

Leblebi nedir bilmezdik biz. Dirtleme bizim için en güzel çerezdi.

Bir bisikletim olmadı hiçbir zaman .Şimdiki gibi onlarca çeşit oyuncağım olmadı .

Hiçbirşeyi değişmeyeceğim tahtarevellimizle tozu dumana katardık ve tahtadan yaptığımız oyuncaklarımız harikaydı.

Tabi akşama kadar elimizin çıkmadığı çamuru saymazsam ayıp olur.

Oyun hamuru neymiş bilmezdik biz .Çamurumuzla çoook mutluyduk herşeyi yapardık biz.

Babamızın nokia tuşlu telefonunu cebinden gizlice alabilmek için büyük mücadeleler verirdik kardeşlerimle.

Yakalanmamak için 40 takla atardık aldığımızda imkansızı başarmış olurduk.

Çünkü babamızın eşyalarına dokunmak büyük bir suç sayılırdı.

Tarağı ,aynası,çakısı ,çakmağı çok kıymetlilerdi onun için.

İzinsiz aldığımızda kıyametler kopardı.

Büyük bir zevkle yılan oyununu oynardık zaten telefondaki tek oyun oydu.

Tek derdimiz yılanı kocaman uzatmaktı o zamanlar.

Ve yıllar geçti büyüdük işte yaş oldu 24.Büyümek için can atıyorduk ya hani.

Şimdi de keşke o günlere tekrar dönebilsem diyorum.

Telefonum,bilgisayarım ,kıyafetlerim herşeyim var.

Markete gidip çeşit çeşit çikolata alabiliyorum.Ama lezzet yok,huzur yok.

O çikolatalar bana şekerli ekmeğin tadını vermiyor.

Graham Bell amca telefonu icat ederek insanları birbirine daha çok yakınlaştıracağını düşündü ama yanıldı.

Haberleşme vasıtaları arttı ama insanlar birbirinden ruhen çok uzaklaştı,kimse kimseye manen ulaşamaz oldu.

Eskiden sosyal medya vs yoktu belki ama insanların iletişimi çok güçlüydü.

Ve insanlar birlik ve beraberlik içerisindeydi

Asla dönemeyeceğim o günleri; annemin bana çerçiden yeni bir kıyafet aldığında o kıyafete sarılıp uyuduğum o günleri öyle çok özledim ki.

Saftık ,tertemizdik o zamanlar kötülük nedir bilmezdik biz.

Herşeyden habersizdik,dünya yıkılsa umurumuzda olmazdı.

Kendi halimizde çok mutluyduk.

Seksek çizmek için bir tebeşirimiz yoktu o zamanlar .Yağmur yağdıysa ve yerler ıslaksa bizim seksek oynama vaktimiz gelmiş demekti.

Büyük bir heyecanla arkadaşları toplar çomakla sekseği çikmek için kavga ederdik.

Bizim yaptığımız tek kötü şey oyun kavgasıydı.

Rengarenk boyalarımız yoktu bizim.Kiremit parçasıyla neler çizmezdikki betona.

Kiremitle taşla ne oyunlar oynardık.

Sokak sokak dolaşıp gazoz kapağı toplardık sonra onları taşla ezer taso yapardık ve oynardık.

Şimdiki gibi tasolar yoktu veya ulaşılmazdı o zamanlar onları taşla ezmek büyük bir zevti.

Şimdiki gibi tuhafiyelerde satılan simler yoktu o zamanlar .

Sokaklardan halley paketi toplayıp ondan sim yapmak en büyük eğlencemizdi.

Hemen büyümek istiyorduk o zamanlar ama büyüyünce dertlerimizin de büyüyeceğinden haberimiz yoktu.

Bütün bu olup biten kötülüklerden haberimiz yoktu.

Elhasıl neden büyüdükki biz,neden?ister nankör deyin isterse başka birşey..

İstediğimiz herşey var ama huzur yok ,mutluluk yok .

Şu an beni mutlu edebilen tek şey çayım, kitaplarım ve yağmur.

Bu üçü dışında dünya nimeti olarak huzuru veren hiçbirşey yok.

Biz büyüdük diye mi değişti insanlar yoksa insanlar aynıydı da biz mi farketmiyorduk.

Zaman durmuyor gidiyor işte geçmişe özlem duyan halet-i ruhuyeme kırgın olamıyorum çünkü haklı.

Ahmet Kaya'dan başka hislerime tercüman olacak kimse yok .

 "Hani benim sevincim nerde,bilyelerim topacım

Kiraz ağacında yırtılan gömleğim

Çaldılar çocukluğumu habersiz

Penceresiz kaldım anne,uçurtmam tel örgülere takıldı.

Hani benim gençliğim anne.

Ne varsa buğusu genzi yakan ,ekmek gibi aşk gibi.

Ah ne varsa güzellikten yana bölüştüm ,büyümüştüm.

Bu ne yaman çelişki anne ,bu ne yaman çelişki anne

Kurtlar sofrasına düştüm hani benim gençliğim anne

Duvarlar konuşmuyor anne ,açık kalmıyor hiçbir kapı

Hani benim gençliğim anne ,yağmurları biriktir anne

Çağ yangınında tutuştum ,hani benim gençliğim nerde "

Büyüdüm küçükken bir şeyden korktuğumda annemin yanına sokulurdum ,tüm korkularım giderdi.

Şimdi yine korkuyorum ama bu defa korkum başka dünyanın pisliğinin üzerime bulaşmasından çok korkuyorum.

Ama bu defa sokulacağım biri yok öyle ya kendi ayaklarımın üzerinde durmam lazım değil mi artık.

Ve zaman iyice alçaldı .Herşey değişti ..

Filozof değişmeyen tek şey değişimin kendisidir derken ne kadar haklıymış.

Bak çayım bile bitti ,mutluluğum yarıda kaldı.Aynı çocukluğum gibi.

Hiçbir yüzü almıyor içim hiçbir sesi . Gittikçe merdümgiriz oluyorum ben anne.

Cahit Zarifoğlu 'nun "Giderek bütün gençleri saran bir gırgır furyası ,bir malayanilik ,bir gevezelik ,bir seviyesizlik ifadelerinin tezahürünün tavan yaptığı şu dönemde ahlakın dibe uğradığı hayanın,edebin ismen var olduğu şu dönemde yaşamak ne kadar zormuş anne..

Çocukluğu çok özlüyürum anne....

Tablo: Sema Şeker Sonuç  

Görselin tam hali için tıklayınız