buildings-1245953_1920.jpg

GENÇ VE ZENGİN

Güneş Öztoprak

  • Siyah LinkedIn Simge
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest

Adım hakan, devlet memuruyum. Babamda devlet memuruydu. Annem bizi bırakıp başka bir
adama kaçtı. Babam tüm parasını kumarda kaybedip sonunda intihar etti. Anlayacağınız
terkedilenler kulübüne bende üyeyim. Onlardan bana kalan on tane daire ve yüklüce miktarda
banka hesabı.


Bugün bana tüm bildiklerimi unutturan, tüm öğrendiklerimi sorgulatan güzel mi güzel, alımlı
mı alımlı, zengin mi zengin, kültürlü mü kültürlü, su yeşili gözeri olan sedayla buluşacağım.
Genç bir kadın bana nasıl oldu da sorgusuz sualsiz güvenip evine davet etti şaşkınlık
içindeyim. Aslında onu ilk başta diğer sıradan kızlar gibi düşünmüştüm. Sonra sosyal medya
da biraz araştırınca çevresinin oldukça geniş ve sevilen bir kadın olduğunu fark ettim.
Rezidansta oturuyor seda. Evine vardığımda sanki adımlarımı takip etmiş gibi önce dış kapıyı
açtı. Sonra iç kapıda koridor boyunca benim ona doğru gelmemi izledi. Yüzü dupduruydu
Seda’nın insan bakmaya kıyamıyor. Hemen içeriye buyur etti. Üzerinde incecik şort ve tişört
vardı. Saçları düz ve sarıydı. Tıpkı baharda açan kır çiçekleri gibi. İkimize aynı içkiden
doldurdu. “ Yavaş iç, biraz serttir.” Diye uyarmayı da ihmal etmedi. Biraz sohbet ettik. Ben
tabii mütevazılıği elden bırakmıyorum. İçkisinden bir yudum alıp bana dönerek kederli
gözlerle baktı ve ağzındaki baklayı döküverdi. “ Yalnızlıktan yoruldum. Annem de yok
babam da. Bütün mirasını bana bıraktılar. Karşıma çıkan erkeklerin birçoğu sırf param için
benimle olmak istiyorlar. Hâlbuki ben yuva kurmak istiyorum. O kadar hasretim ki! Küçücük
bir kızdım annem babam trafik kazasında öldüğünde.” Deyip kafasını kaldırarak yüzüme
baktı. Hüzünlü bakıyordu ve onu anlayıp anlamadığımı öğrenmeye çalışıyor gibi bir hali
vardı. Bende anlayışla baktım yüzüme. Benimde ona sırf bu yüzden yaklaştığımı düşünmesin
istiyordum. Sözlerine devam etti “ Kimseye güvenemiyorum anlıyor musun? Beni ancak
benim gibi biri anlayabilir.” Böyle söyleyince kimden bahsettiğini tahmin edersiniz. Bende
anne babasızım ve bende zenginim! Benimle ilişki kuran kadınlarında birçoğu sırf bu yüzden
bana yaklaşıyor. O böyle anlattıkça içkinin etkisi hızlıca etkisini göstermeye başlamıştı.
Gözlerim bulanıklaşıyor ve midem bulanıyordu. Seda sözlerine devam ediyordu “ Fakat
evleneceğim kişinin benim gibi biri olduğundan emin olmalıyım. Yani gerçekten bana denk
biri olduğuna.” Gizliden sevindiğimi hissediyordum. Ruh eşimi bulmuştum sanki. Yeşil
gözlerini bana dikerek konuşuyordu. Alkol iyiden iyiye etkisini gösteriyordu. Rahatsız
olmaya başlamıştım. Seda üzgün bakarak “ Keşke sana vermeseydim. Ben hep kullanıyorum.
Sana bu kadar etki edeceğini tahmin etmemiştim.” Dedi “ Sorun değil” diyerek karşılık
verdim. Duşa girmemi önerdi. Dediğini yaptım. Bir an içimde bir şüphe uyandı fakat hemen
sonra uçuverdi. Ceplerimi kontrol ettim kartlarım ve param her şeyim bıraktığım şekilde
duruyordu. Çıktığımda Sert bir kahve yapmıştı. İşte buna sevinmiştim. Duşta biraz kendime
getirmişti beni. Kahveleri içtikten sonra dışarıya çıkıp yürümeyi teklif etti. Uzun uzun
yürüdük sessizce. Seda koluma girmişti. Mutluluktan uçuyordum. Yumuşacık elleriyle
kollarımı tutuyordu. Sonra bir taksi çağırıp “ Sen şimdi git, yarın görüşürüz.” Deyip elime bir
hap sıkıştırdı. “ Bunu da başın çok ağrırsa al, bende kullanıyorum.” Başım çok ağrıyordu
gerçekten. Taksiye binip eve gittim. Aceleyle beni savuşturmasına biraz içerlemiştim. Sanki
hala sarhoştum. Eve girer girmez mutfağa gidip bir bardak suyla hapı yuttum. Yatağımın
kenarına geçip oturdum. Yer ayaklarımın altından kayıp gidiyordu. Perde salınıyordu. Sanki
bütün algılarım zayıflamıştı. Kendimi iki saat içinde yirmi yıl yaşlanmış hissediyordum.
Odanın içinde yıldız tozları yuvarlanıyordu. Tuhaf biçimde kendimi he rahat hem de rahatsız
hissediyordum. Yatağa uzandım fakat uyuyamıyordum. O şekilde kaç saat tavanı izlediğimi

hatırlamıyorum. Sonrasında uyuyakalmışım. Uyandığımda ertesi gün gecenin on biri olmuştu.
Kaç saat uyanık kaç saat uyudum hatırlamıyorum. Fakat bir gün geçmişti. Tam tamına bir
gün! Uyanıp ışığı yaktığımda tüm evin darmadağın olduğunu, cep telefonumdan banka
kartlarıma, bilgisayarıma, kamerama, annemden kalan antikalara ve geri kalan değerli ne
varsa çalınmıştı.


Bu hikâyeden kim ne alırsa alsın.