pexels-felix-mittermeier-1080395.jpg

HIRSIZ 

Tarık Çelik

Gecelerdir duyduğu uğursuz patırtılar yine başladı. Hemen kulağını yatak odasının kapısına yapıştırıp
sesleri dinlemeye koyuldu. Evin içerisinde patır patır ayak sesleri geziniyordu. Antreden mutfağa girdi
bu sesler, sonra salona geçti, yeniden antrede ileri geri gidip gelmeye başladı, şimdi yan odadaydı.
Tüm bu sesler öfke ve korku halinde yakıcı bir sıvıya dönüşüp tüm hücrelerinde dolaştı. Ağzından
kurşun gibi bir "Pis hırsız!" fısıltısı koptu. Patırtı yan odadan da çıktı. Bir müddet antrede öylece
durdu. Sonra birden fark edildiğini anlamış gibi daire kapısına yöneldi ve hızlıca dışarı çıktı. Dış
kapının şangırtısı onu deli etti. Hızlı bir refleksle, aynalı komodinin çekmecelerinden birini açıp eline
soğuk bir metal geçirdi. "Hırsız!" diye haykırdı bu kez tüm gücüyle. "Yetti artık, bu sondu,
öldüreceğim seni!" Hemen dışarı fırladı. Patırtılar hala kat merdivenlerindeydi. Fark edildiklerini
anladıklarında gürültüyle aşağı doğru kaçmaya başladılar. O da hemen peşinden koştu. Sokak boyu
koştular. Gecenin tüm ayazı ciğerlerini deliyordu. Tüm zihni donmuştu. Duygusuz, otomat bir
kararlılıkla hızını artırarak hedefine odaklandı ve ona her saniye biraz daha yaklaştı. Lambaların
altında bir aydınlığa bir karanlığa gömülüyorlardı. Nihayet bu patırtıların, kendisinin yarısı kadar ufak
bir çocuğa ait olduğunu gördü. Koşmaya devam etti. Daha hızlı, daha hızlı ve daha hızlı koştu. Yine
karanlığa gömüldükleri bir vakit çocuğa yetişti ve arkasından bir tekme savurdu. Tüm dengesini
yitiren çocuk ileri doğru yuvarlanıverdi. Hemen çocuğun tepesine çöktü ve avuçlarını ve parmaklarını
boynuna doladı. Tüm öfkesi, korkusu ve yorgunluğu ona şimdi vahşi bir haz veriyordu. Adrenalin
doldu. Birkaç kez çocuğun başını havaya kaldırıp yere çarptı. "Hırsız!" dedi tükürür gibi. "Pis hırsız!
Boşalt çabuk ceplerini!" Uyurgezer gibi bir hali olan çocuk birden ayıldı. Tiz çığlıklar halinde "Bırak
beni bırak, hırsız değilim ben, çalmadım hiçbir şey, benim evim orası, bırak bırak!.." Bu sırada
yeniden bir öfke patlaması yaşadı ve çocuğun suratına birkaç yumruk daha indirdi. Parmaklarını
çocuğun ağzına gözlerine daldırdı. "Sus!" dedi. "Yetti! Tek bir şey dahi çalamayacaksın artık
benden!" Komodinden bir hışımla kaptığı gümüş, soğuk metali çıkardı. Kılıcımsı, bir bakıma petrus
haçına benzeyen bir bıçaktı bu. İyice kavradı sapından. Sinirden ve iktidar hazzından tüm şuurunu
yitirmişti şimdi. Bıçağın ucu karanlıkta bir an için parıldayıp söndü. Çok kısa sürdü bu. Bıçaklı elini
havaya kaldırdığı anda sol omzuna balyoz gibi bir tekme indi. Çocuğun tepesinden sertçe kenara
savruldu. Bıçağın yerdeki şangırtısını işitti. Birden tepesine karabasan gibi kendisinin iki katı bir adam
çöktü. Adamın elinde deminki bıçak vardı. Herifin altında şaşkınlıkla çırpınmaya çalıştı. "Bırak beni
bırak, hırsız kaçıyor!.." Bu sırada, sahiden de çocuğun patırtıları sokağın köşesini dönüp karanlıkta
çoktan kaybolup gitmişti. Bir yumruk indirip "Hırsız!" dedi sertçe adam. "Yeter, tek bir şey dahi
çalamayacaksın artık benden!" Petrus haçını karanlık gökyüzünde havaya doğru kaldırdı. Yerdeki,
daha önce bu soğuk metali hiç görmemişti. Bıçağın ucu; tepesinde, gökyüzünün bir parçası gibi, bir
yıldız gibi parıldayıp söndü. Saniyeler sonra adam onu göğsünün tam ortasına sapladı. Gözleri
kocaman açıldı, tüm nefesi kesildi ve çarçabuk öldü.

HIRSIZ - Tarık Çelik

  • Facebook
  • Twitter
  • Beyaz Instagram Simge