ymjgdmngs.png

İNSAN, SEVGİ VE MODERNİTE
Müjdat Gökçe

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest

Günümüzde insana sunulan değerler, maalesef onu yeterince mutlu etmemiştir.
Aksine birçok sıkıntıyla beraber huzursuzluk, dert, keder, açlık, sefalet, savaş, ölüm,
sömürü, ahlaksızlık gibi olumsuzluklar getirmiştir. Bunun en önemli nedenlerin
başında, modernizmin insanlığa kendi değerlerini sunması gelmektedir. Çünkü
modernizm, insanın “insanlık” yönünü göz önüne almadan, onu sadece bir “obje”
şeklinde algılayarak hareket etmiştir. Zira modernizmin insan algısı, sadece onun
maddî yönüyle ilgili olmuştur. Modernizm, insanın manevî yönünü hiç dikkate
almamıştır.


İnsanlık modem düşünme tarzını elde ettiği için teknolojiye ulaştı, tekniğe ulaştığı ve
onu keşfettiği için düşünce biçimi değişmiş değildir. Hiç kuşku yok bunlar düşünceyi
değiştirir ama esas, fikirdir. Düşünce pratiğin menşeidir. Pratik de düşünceye etki
edebilir. Fakat asıl olan, pratiğin kaynağı düşüncedir.


İnsan hayatına yön veren ve üstün tutulan değerler artık zayıflamış, arka plana
itilmiştir. İnsan âdeta bir “tüketim makinesi” olarak görülmüştür. İnsanı insan yapan
özellikler; bireyselliğe, bencilliğe ve maddî ihtiyaçlarına indirgenmiştir.
İnsanlık; savaş, sömürü ve ekonomik rekabet ile günümüz dünyasında mutluluğu
elde edememiştir. Tek başına ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişme ve ilerlemeler,
insanlığın barışı ve mutluluğu için yeterli olamamıştır. Bu sebeple günümüzde birey ve
toplumların giderek sevgiden uzaklaştığını, sorunlar yumağı haline geldiğini, şiddet
içeren eylemlere doğru meylettiğini, iyilik, güzellik, doğruluk, hoşgörü, tahammül,
sabır gibi duygulardan soğuduğunu söylemek mümkündür.


Sadece sevilmek değil sevmek de gayret ve çaba, ilgi ve alaka, saygı ve samimiyet,
sorumluluk ve sabır ister. Üstelik bunlar sevginin doğası için gerekli olduğu gibi
sürekliliği için de gereklidir.


Sevgi ise, araçsal rasyonellikten ziyade samimi duygusallıkla ve bir ölçüde de bilişsel
akıl ve irade ile bağlantılı bir yetidir ve geleneksel değerler sıralamasında ise para ile
ölçülemeyecek yükseklikte bir konumdadır.


Modernleşen toplumlarda insanlar birbirlerini gerçekten sevsinler veya sevmesinler,
sevgi ifadelerini daha sık, daha kibar ve daha saygılı bir biçimde kullanabilmektedirler.
Ancak bu işin dış yüzüdür ve bazı şeylerin dış yüzü içi ile kıyaslandığında çok da o
kadar önemli değildir. Sevgi de böyle şeylerin başında gelir ve asıl önemli ol
an
ifadesinden çok içteki halidir.


Önceleri sevgi, manevi ve ruhsal bir boyut taşırken, modernite ile birlikte gittikçe bu
özelliklerini kaybedip, önce duyguya, sonra tensel arzuya, hazza ve kısa süreli
doyuma indirgenmiştir. Sevginin özsel temeli duygu olmakla birlikte, o sadece
duyguya indirgenemez ve pasif bir duygularından ibaret görülemez. Zira
duygularımızın aklımız ve irademizle etkileşimi açıktır ve bu durumda pasif
duygularının her zaman geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi mümkündür.
Zaten daha doğru ve daha bütün seki anlayış, sevgiyi salt duygulanım olarak

görmediği için, insanlara öteki insanları, hayvanları vs. sevmelerini öğütlemiş ve
sevme yönünde çaba sarf ederlerse sevebileceklerini bildirmiştir.


Çıkar ilişkisinin varlığı veya ümidi devam ettiği sürece bu merdiven insanlara
göstermelik ve geçici bir sevgi sunulmakta ve çoğu zaman bu kadarına da gerek
görülmeden öğrenilmiş saygı ve nezaket kuralları sevginin yerini alıp yokluğunu da
hissettirmemektedir.


Kısmen iyi durumlarda sevgisiz de olsa karşılıklı saygıya dönüşen ilişkiler, daha kötü
durumlarda bazen mekanik bir hiyerarşik ilişki kurallarına bazen de riyakârlık ve
dalkavukluğa dönüşmektedir.


Modernite insan sevgisini, amaç olmaktan veya ulvi değerlerden dolayı olmaktan
çıkarmış, araçsal sevgi veya çıkar ilişkisi saygısına dönüşmesi yönünde etkide
bulunmuştur.


İyi ve kötü ya da doğru ve yanlış kategorilerine göre değerlendirilmekte olan sevgi
nesneleri artık, bizden olan ve olmayan diye ayrıldıktan sonra bizden 9lmayan da
çoğu kez bize düşman olanla eşleştirilip her türlü sevgi ve şefkatten mahrum
bırakılmıştır. Kısacası, modemite sevgiyi, bizden olanlar için sevgiye dönüştürmüş
veya indirgemiştir. "Her türlü dinsel değer güncel yaşamımızın dışına çıkmıştır.
Günlük yaşam, maddesel rahat ve kişilik pazarında başarı peşinde koşmaktan
geçmektedir." Fromm'un belirttiği "kapitalist toplumun ardındaki temel ilkeyle
sevginin temel ilkesi bağdaşamaz" bundan dolayı da "zorunlu olarak günümüz Batı
toplumunda sevgi önemsizdir", önemsiz hale getirilmiştir.


Modernite, maalesef, sevgi yerine şiddeti doğal ve evrensel yasa olarak görmüş,
şiddet ekip şiddet biçer hale gelmiş ve üçüncü bin yılı da daha üç yıl geçmeden kana
bulayarak kirletmiştir.


Modernitenin insan sevgisine etkileri, olumludan çok olumsuz olmuştur ve bunlar
geleneksel dönemde bazı kusurlarıyla birlikte var olan ve gelecekte daha kusursuz bir
biçimde var olmasını ümit edebileceğimiz "gerçek, kuşatıcı ve kalıcı" sevginin,
"görünüşte, kısıtlı ve kısa süreli" sevgiler olan üç ana alana indirgenmesi ve bu
alanların geçici hizmetçisi konumuna düşürülmesi yönünde olmuştur.
Çok basitçe ve gündelik dille ifade edildiğinde, modernitenin etkisinde kalan çoğu
insanın aklına sevgi denince öncelikle iki şey gelir hale gelmiştir: Karşı cins sevgisi ve
para sevgisi. Anne baba sevgisi, evlat sevgisi, arkadaş sevgisi, Allah sevgisi vb. daha
az insanın önemsediği ve daha sonraları aklına getirdiği bir şey haline gelmiştir.
Doğal olarak bu tür sevgilerin, gerçek sevgiye en yakın olanlarının bile gücü zayıf,
ömrü kısa ve kapsamı oldukça dar olmaktadır. Oysa insanlığın, sadece bedensel ve
cinsel değil ruhsal ve zihinsel sevgiye, sadece maddi ve insani değil manevi ve ilahi
sevgiye, sadece ekonomik çıkar ilişkilerine dayalı sevgiye değil erdem ve değer
kapasitesine dayalı sevgiye, sadece kısa süreli değil kalıcı sevgiye, sadece dar alanlı
değil tüm insanlarla birlikte tüm canlılar ve hepsinin Yaratıcısını kapsayacak derecede

kuşatıcı sevgiye, sadece görünüşte ve ifadede değil gerçek ve gönülden sevgiye
ihtiyacı vardır.

Kaynakça;
-Prof. Dr. Cafer Sadık VARAN, Modernitenin İnsan Sevgisine Etkileri, ISBN 978-975-
389-542-2
-Dr. Gulamhüseyin İbrahimi Dinani Modernite Düşüncesi Etkiler ve İcaplar Misbah Yaz
2013, Yıl: 1, Sayı: 5
-Hamdi KIZILER Yrd. Doç. Dr.; Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi AHLAKÎ
DEĞERLERİN ŞAHSİYET OLUŞUMUNA ETKİSİ Millî Eğitim u Sayı 204 u Güz/2014
-Prof. Dr., Selçuk Üniversitesi Edebiyat Faktiltesi Mustafa AYDIN BiREYSELLEŞME
ve GÜNÜMÜZ İSLAM YORUMLARI UZERiNE ETKiSi ISBN: 978-605-4988-08-2