Münzevi Dergisi / Röportaj

Kısa bir zaman diliminde çokça ilgi görmüş bir dergi olan Münzevi Edebiyat ve Sanat dergisinin kurucusu olan Dilara Mutlu ile yayın hayatı ve güncel edebi icralar ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisinden bizimle bu röportajı mümkün kıldığı için teşekkür ederiz.

Öncelikle kendinizi tanıtmanız ve yayın kurulundaki görevinizi belirtmeniz ile başlayalım.

Öncelikle bizimle röportaj yaptığınız için Münzevi Sanat Ailesi olarak teşekkür ederiz. Ben Dilara mutlu Münzevi Sanat Dergisi'nin kurucusuyum. Şuan hala derginin genel yayın yönetmenliğini ve çoğu zaman editörlüğünü üstleniyorum.

“Münzevi” kısa zaman içerisinde çok çabuk ilgi görmüş bir dergi, sizce bunun sebebi nedir? İnsanların edebiyat dergileri takibi konusunda alışkanlıklarını doğru yorumlamanız mı, yoksa dergi içeriğindeki samimiyetiniz mi sizce edebiyat çevresinin daha çok dikkatini çekiyor?

Münzevi Sanat Dergisi olarak bu yola başladığımızda kendimize ilkeler oluşturduk. Dergimizin popülerlikten ve akademik dergilerden farklı bir soluğu olsun istedik. Her insana ve her kesime hitap edebilecek, sıcak samimi bir dergi olduğumuzu düşünüyorum. Görüyorum ki okuyucularımız ve yazarlarımız da bizimle hemfikir. Bu yolda insanlara beraber omuz omuza yürümek bizim için büyük bir onurdur.

Derginizin kuruluşu, ekibinizin oluşum sürecinden bize bahsedebilir misiniz?

Münzevi Sanat Dergisi'nin kuruluşu çok ani oldu açıkçası, edebiyat dünyası için bir şeyler başarma arzumuz vardı öncesinde de ama bütçemiz yoktu, öğrenciydik. Şuan hala ortağım olan kişi bana dergiyi çıkarmam için büyük fırsat sundu, kendisine çok teşekkür ederim. Sonrasında Mart ayında derginin planmasını yaptık ve tasarımcı arayışına girdik. Pandemi sürecindeyken bir ay içerisinde yani 2020 yılının Nisan ayında ilk sayımızı yayınladık basılı olarak. Hala üç kişi olarak devam ediyoruz dergi hayatımıza. Tabi her sayıda bize danışmanlık yapan yardımcı olan çok kıymetli hocalarımız var. Buradan Yağmur Arabacı'ya da teşekkür ediyorum destekleri için.

Derginizin felsefesi ve kafanızdaki hedef kitle, vizyonu hakkında biraz bahsedebilir misiniz?

Daha önce de söylediğim gibi biz edebiyat dünyasının içerisinde erişilebilir ve dostane bir dergi olmak arzusundayız. Popüler veya akademik bir dergi olma kaygımız yok. Edebiyat dünyasında var olmak isteyen, yazmak isteyen insanlara (tabiki edebi değer taşıyan eserlerden bahsediyorum) açılan bir kapı olmak amacımız. Bu insanlarla yürümek ve aynı şekilde emek vermek, sancı çekmek bence gönül bağıdır.

Münzevi dergisini yayına sürmeden daha önce bu konuda gerçekleştirdiğiniz projeleriniz var mı? Bize bu çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Münzevi Sanat Dergisi doğmadan önce, birtakım dergilerde yazarlık yaptım. Kendime ait bir blogum da vardı fakat dergiciliğin içerisine çok fazla girmek istememiştim o zaman. Şimdi sadece kendi dergimde yazıyorum. Başka dergilerde yazmaya da vaktim olmuyor açıkçası.

Sizin de gördüğünüz üzere son dönemde çıkan kitap ve yazar sayısı oldukça fazla olmasına rağmen birbirinin replikası duran binlerce kitap yazılmaya ve yayımlanmaya devam ediyor. Sizce bunlar artık edebiyatın son çırpınışları mı? Yoksa daha büyük bir yeniliğe, üsluba doğru mu gidiyor gidişat?  

Güzel bir noktaya değindiniz. Ama benim hala umudum var. Bizim dönemimizdeki Türk edebiyatı ve yazarları sırtlarını popüleriteye, tanınma kaygısına ve takipçi sayılarına yaslıyorlar. Sosyal medya bu konuda bizlere hem destek oldu hem de alaşağı etti. İnsanların başarısı sanat güzelliğiyle değil, takipçi sayıları ile ölçülür oldu. Ama yine de sanata, edebiyata, şiire gönülden bağlı olan insanlar var. Ve çok güzel işler başarıyorlar. Bu insanlar her ne kadar çetrefilli olsa da aşk yolunda ilerledikçe, bataklık içinden filizleneceğimize şüphem yok.

Derginizin bir sonraki ayın konusuna veya kapak görseline karar verme aşamasında dikkat edilen faktörler nelerdir?

Kapak seçiminde hem gelen içeriklerin yoğunluğuna hem de kendi özgün fikirlerimize dayanıyoruz. Tepki verilmesi gereken toplumsal problemler varsa dergi olarak başkaldırmaktan çekinmiyoruz. "Bir insan bir insana elbet yeterdi." diyoruz.

Yayın hayatınız boyunca hiç unutamadığınız eleştirilere maruz kaldınız mı?

Elbette. Edebi çevre her zaman masum olmuyor. Hiç unutmam 2. Sayımızdı, o sayıda sevgili Şükrü ERBAŞ ile Ahmet Telli'yi ağırlamıştık dergide. Çok sevgili Ahmet Telli'nin bilinen bir şiirini kendi izniyle yayınladık ve röportaj sözü aldık. Şiiri öylece yayınlamamız birtakım insanları rahatsız etmiş olacak ki ilk eleştiri yazısını yazmış. O zaman gençtik, toyduk, üzüldük. Şimdi gülüyoruz.

Sizi diğer kültür, sanat ve edebiyat dergilerinden ayıran özelliğiniz nedir?

Sanıyorum ki samimi, içten ve erişilebilir olmamız. Teknik yanını soracak olursanız hakikaten derginin her şeyiyle ince ince ve özenle ilgileniyoruz. Bu da bizim özgün ve yeniliğe açık bir dergi olmamızı sağlıyor.

Yayın hayatınıza ülkedeki güncel edebiyatı geliştirmek ve edebiyata olan ilginizin icraata geçtiği zamanlarda diğer edebiyatseverlerle iletişime geçmek miydi? Yoksa bir başkaldırı, eleştiri ile mi başladı her şey?

Asıl amacım kendim gibi duygularını ifade edebilecek, gelişip başarılı hale gelebilecek insanlara yardımcı olmaktı. Bu insanlar için özellikle de gençler için güzel ve öğretici bir kapı olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü artık başkaldırılar bile bir yanlışı günyüzüne çıkarıp düzeltmek üzerine değil sadece yermek ve kötülemek üzerine kurulmuş bir sistem olmaya başladı. Bunun dışında insanlığa, kadına, hayvana, çocuklara yani bütün dünya canlısına zarar veren her şeye başkaldırmak hepimizin boynunun borcudur.

Son olarak, bugüne kadar çıkarmış olduğunuz altı adet dergi boyunca edindiğiniz tecrübelerinizden bizlere iletmek istedikleriniz var mı? Son zamanlarda çıkan yeni hevesli dergi kuruluşlarına neler tavsiye edersiniz?

Sanat işi kimi zaman bencilce bir iştir. Yani her insan yaptığı işin iyi olduğuna inanır ve beğenilmediği zaman ya kırılır vazgeçer yada sizi kötüler. Her birimiz yazmaya başladığımızda şaheser yaratarak başlamadık. Çok okumak, çok yazmak ve inanmak bu oluşumun ana temelidir. Bir dergi bir kitap çıkarmak da öyle. Eğer gerçekten bu işte yeteneğiniz ve tutkunuz varsa yolun sonunda elbet ışığı görürsünüz. Ama naçizane fikrim doğru zamanı bulmak. Bizlerin ruhu gereği yazdığımız her yazının, çizdiğimiz her resmin daha iyisini yapacağımıza inanıyoruz. Evet bu bir noktada doğru ama daha iyisini yapacağım derken zamanı kaçırıp elimizde bir hiçle kalabiliriz. O yüzden kendinize inanın ve bir dergi çıkarmak istiyorsanız çıkarın, sergi açmak istiyorsanız açın. Her dönüşüm insanın kendisine inanmasıyla başlar. Ve her şey kendisinde son bulur.

Bizlerle röportaj yapma teklifini kabul ettiğiniz için sonsuz teşekkürlerimizle…

-Asıl ben teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim. İnancınız daim olsun.

Yorumlarınız

Geri bildiriminiz için teşekkürler!

DİĞER RÖPORTAJLARIMIZ:

KİRPİ EDEBİYAT İLE SÖYLEŞİ

Kısa bir zaman diliminde çokça ilgi görmüş bir dergi olan Münzevi Edebiyat ve Sanat dergisinin kurucusu olan Dilara Mutlu ile yayın hayatı ve güncel edebi icralar ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik.

HASAN KIYAFET / RÖPORTAJ

“İşkenceden sonra iki omuzumda, iki polis, jandarma oturuyor gibi yazıyorum. Bunun adı ise yazı yazmaktan çok, savunma yapmak olsa gerek. Yani otokontrollü bir sanat yaşamı…”

HAKAN BIÇAKCI / RÖPORTAJ

“Yola çıkarken böyle bir planım, iddiam yoktu. Genelde aklımda sadece o dönem yazmaya çalıştığım kitap oluyor. Bu hem ilk hem de son kitabımmış gibi hissediyorum.”

HAYDİ DERGİ İLE SÖYLEŞİ

Kısa bir zaman diliminde çokça ilgi görmüş bir dergi olan Münzevi Edebiyat ve Sanat dergisinin kurucusu olan Dilara Mutlu ile yayın hayatı ve güncel edebi icralar ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik.