MUSTAFA GÜZELGÖZ: EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ

Hüseyin Özübek

Masallar diyarından kalan Peri Bacaları, Temenni Tepesi, Göreme, Avanos… Kadim Ürgüp’ün
anlatıldığı; çok değerli hocamız Mustafa Güzelgöz’ün hayatından izler taşıyan, eşi benzeri
bulunmayan ‘Eşekli Kütüphaneci’ her okura hitap etmektedir. Kitabın kahramanı:
Eşekli Kütüphaneci (1921 - 18 Şubat 2005). Kütüphaneyi halkın ayağına götürmek düşüncesi
ile Ürgüp seyyar kütüphanesinin yedi katır ve üç atı ile yöredeki 36 köyüne hizmet götürmüş. 1972
yılında emekli olan Eşekli kütüphanecinin yaşam öyküsünü, yazar Fakir Baykurt, Eşekli
Kütüphaneci adlı eserinde romanlaştırmıştır. Bu halk kahramanı Mustafa Güzelgöz’dür.
Mücadelenin simgesi haline gelen Mustafa Güzelgöz diyor ki:

‘’ Cahilliği yok edecek ilaç bilim
değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz.’’
Ürgüplü Mustafa Güzelgöz, sade bir köylüydü… Gösterişi, ihtişamı sevmeyen kendi halinde bir
vatandaştı. Ancak halkının aydınlanmasını isteyen, bunun için elinden gelen her şeyi yapan, elinden
gelmeyenleri de yaptırmak için çalışıp didinen ve bunları hiçbir çıkar amacı gütmeden yapan gönlü
zengin bir köylü…Sırf köy çocukları, kadınları kitap okuyabilsin diye eşeğine kitap yükleyerek köy köy
gezen, daha çok kitap gelsin diye büyük şehirlerdeki tüm arkadaşlarına tek tek mektup yazıp yollayan,
eskimiş kitapları havalandırarak yeniden okunmaya değer hale getiren; rahatına bakmadan,
durmadan kendi emeğiyle köy kütüphanesi yaptıran yüce gönüllü bir köylüydü. Çünkü o biliyordu
” Milletin efendisinin köylü olduğunu!”


“Eşekli Kütüphaneci” okumanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlayacağınız bir kitaptır.
Emeğin, özverinin, işine aşkla bağlı bir idealistin hayatını okuyacaksınız. Kitaplara aşık; çocuklara aşık,
barışa, sevgiye aşık bir adamın, kitapları insanlara ulaştırmak için yaşadığı mücadelenin anlatıldığı
muazzam bir yaşam hikayesi... Kitabın derinliklerine girdiğimizde: “Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır:
sanırım ana sevgisi, kardeş sevgisi, yar sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi, insanın içinde doğuştan mıdır?
Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum, daha doğrusu ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de
bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun zamanı gelince uyandırılması
gerekir.” diye düşünüyordu, kitaplara aşık Mustafa Güzelgöz. Bu sevgiyi uyandırmak için gece gündüz
demeden; dövmediği kapı, gitmediği il bırakmadan mücadelesini sürdürdü. Yüce gönlüyle, güler
yüzüyle, Anadolu insanının misafirperver kimliğiyle idealist ruhunu ortaya koyarak çalıştı. Köy köy
gezdi. Tozlu yollardan geçti. Sarı sıcağın altında yanan bedenini mola verdiği çeşme başlarında
serinletti. Yeter ki köy insanları okusun! Cehaletin kurbanı olmasın…
“Bilmezliğin tarlasına bir küçük kültür fidanı diktim.”
“Köye kitaplık açmak çöle çeşme götürmek gibidir.’’
Bu zorluklar onu yıldırmadı. Maddi ve manevi hüsrana uğratmadı. Yetkisi olan insanların
karşısında el pençe divan durdu, gururunu ayaklar altına aldı ve köylere kitaplık kurmaya başladı. Ama
köy insanımız bunu ilk zamanlarda kavrayamadı. Kitabın bir yerinde: "Beyim diyor, bizim yolumuz,
köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Köye kitaplık açmanın, günün şartlarında köylüyü
uyandırmanın meşakkatli olduğunu çok iyi biliyordu Mustafa Güzelgöz! Tüm zorluklara rağmen
mücadelesinin peşinden koşan, azmi ve kararlığı ile örnek bir Türk köylüsü olan çevresin aydın ruhlu
kahramanı olmuştur…

Mustafa Güzelgöz’ün: “Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz
de olur!" diye vurguladığı bu bölümde; yol, su, köprü kadar kitap okumanın da elzem olduğunu
anlıyoruz. Çünkü kafayı çalıştırırsa köylü, refah ve huzura kavuşur. Bu bilinci onlara yüklemeye
çalışmıştır Eşekli Kütüphaneci. Çeşitli köylere kitaplıklar kurmuş, haklı davasının peşinden sürüklenip
işini en iyi şekilde yapmıştır nihayetinde...


Bir şaheser olan“Eşekli Kütüphaneci”; gerçek hayatın ortasından, Türk insanın can
damarlarından alınarak kaleme alınmış bir eserdir. Mustafa Güzelgöz’ün ülkemiz için yaptığı
muhteşem şeyler anlatılmaktadır. Fakir Baykurt bu eserinde sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. .Ayrıca
okuyucunun farklı bir bakış açısıyla Kapadokya’ya bakmasını sağlamış; Neşet Ertaş’ın babası Refik
Başaran, Nazım Hikmet ve Melih Cevdet Andaç gibi nicelerine eserinde yer verilmiştir. Bu eser; Köy
Enstitülerinin faydasının dile getirildiği yegane bir yapıttır...


Fedakâr bir insanın, kendi için hiçbir karşılık beklemeden, Ürgüp’ün taşlı yollarında, ömrü
boyunca, kitaba ulaşamayanlara kitap taşıması ve bu yolda elinden geleni azimle yapmasının
öyküsünü buluyoruz Eşekli Kütüphaneci’de. Memleketimizin aydınlanması için elinden geleni yapmayı
görev edinen Mustafa Güzelgöz’e yürekten teşekkür ederim. Memleketimizin sizin gibi fedakâr
insanlara çok ihtiyacı var… Mutlaka okuyunuz ve okutunuz, bu değerli eseri!
“Unuttuklarımızı hatırlamak için…


Sevmeyi, hoşgörüyü, paylaşmayı, dayanışmayı, direnmeyi ve karşı durmayı hatırlamak için…
Fakir Baykurt’la yeniden…”