road-949832_1920.jpg

SOKAK LAMBASI VE ÇÖP KUTUSU

İrfan Uğur

Bir sokak lambasının insan ile nasıl bir ilişkisi olabilir ki? Diye düşünebilirsiniz, çöp kutusunun da öyle,
ama size şunu temin edebilirim ki ne sokak lambasının ve ne de herhangi bir çöp kutusunun insan ile
hiç bir ilişkisi yoktur. Fakat insanın ise böyle bir kaçışı ve özgürlüğü mümkün değildir. Onun yalancı
ilgisizliği ruhuna takılmış bir zincir, ateşten bir prangadır adeta. İnsanın sokak lambasıyla olduğu gibi
ne idüğü belirsiz birçok şey ile de ilişkisi vardır. Tıpkı her yağmur sonrası tembel tembel ortaya çıkan
salyangozlar ile olan ilişkisi gibi. Salyangozun ıslak bir çimende sessizce yol almasında şaşılacak bir
durum yoktur, eğer ona basan ayaklarınız ağırlığınca sizi rahatsız etmiyor ise. Ama bu söylemler bizim
varoluş gerçekliğimizin ağırlığını hafifletemez ve vicdanımızı rahatlatamaz. Neyse gel gelelim bu bizim
sokak lambası ve çöp kutusu hikâyemize. Şimdilik bu rüzgârlı gece ve şu  zifiri karanlıkta yüzen
gecenin umarsız sessizliğine kulak kabartıp çöp kutusu ve sokak lambası arasında geçen konuşmanın
ne kadarını duyduğumuza bir bakalım.


-Böyle küçümseyici bakışlarla bakma bana. Ben bir sokak lambasıyım, yolunu aydınlatırım önümden
geçen herkesin. Aslında insanlar ve beraberinde gezdirdikleri o ucube yaratıklar çok nadiren bana
bakar ama ışığımla kendi önlerine bakar ve güven içinde sevdiklerine kavuşurlar...
-Seninkisi de iş mi be kardeşim, ben kötü kokusuyla ün salmış bir çöp kutusu olabilirim ama insanlar
yine de benim gözlerimin içine bakar ve öylece kendi artıklarından hafifleyerek beni kendilerine dert
ortağı yaparlar. Ama sen ise yollarına güneş gibi doğsan bile gözlerin olan lambanı taşlarla kırarak
ürkek gecelerinin soğuk sessizliğine terk ederler.


-Hayır, hayır bu bildiğin gibi değil. Ben insanların gözlerinin baktığı yerde değil kalplerinin hissettiği
yerdeyim. Bu yüzdendir sessizliğimi de gündüzün kalabalık gürültüsüyle değil gecenin aydınlık yarını
ile paylaşırım.


- Evet insanlara üstten bakıyor ve onları aydınlattığını söylüyorsun. Oysaki korkunç suçların çoğu
gecenin bu zifiri karanlığında işlenir ve bu kahrolası pisliklerin de o kör olası kaçış yollarını sen
aydınlatıyorsun ve maalesef ardından çoğu kez gözü yaşlı bir ana ve darmadağın bir yuva
bırakıyorsun.


-Sen, kokuşmuş çöp tenekesi! Nasıl olur da bu derece kör olur ve inanılmaz derecede korkunç büyüler
yaparak pis kokular yayan cadılara benzersin. Bilmez misin benim aydınlık çehrem olmasa değil
hırsızlar, şu elleri soğuk ama yüreği sıcak fırıncılar dahi evlerinin yolunu bulamaz.


-Evet, bulamaz bu doğru ama unutma ki benim bu yüce gönüllülüğüm ve bu koca karnım olmasa
insanların evlerini çöp götürür. Ve daha geceyi bile bulamadan gündüzün çöplüğü içinde debelenip
dururlar. Ve sen bana hala aydınlık gelecekten bahsediyorsun. Gören de sanacak medeniyet senin
kollarında büyüyen asil bir çocuk sanki. Ama unutma ki temizlik ancak pislikleri içine aldığın ölçüde
sana yol gösterir, aydınlık da öyle. Karanlığın o zifiri sarhoşluğunda uzanan temiz sokaklar olmasa o
yüce gönüllü dâhiler senin sancağını dikemeyecekti.


-Sana ne oluyor böyle kıyı kenarında terliğini dalgalar kapmış bir bebek gibi söylenip duruyorsun. Bir
dur hele, biraz dinlen ve hiç olmasa şu demirden saksıyı bir an olsun çalıştır ve etrafa o pis kokular
yerine biraz da neşe saç.


-Söyleyene bak, gören de sanacak panayır bekçisi. Sen önce şu toz pis içindeki gövdene ve kırık dökük
camlarına bak, biraz ışık saçıyorsun diye hangi hukuk kitabı hangi beşeri ilim insanlara üstten bakma
hakkını sana veriyor. Senin belli belirsiz cılız bir ışık saçman birilerinin yolunu aydınlatıyor diye seni
başımıza bilge yapmaz, hem bir mum, eski bir şamdan dahi aynı görevi görebilir.

-Kimse kendini bilge falan görüyor değil, insanlara yukardan bakma hevesine gelince orasını da her
şeyde olduğu gibi yine ters yerden anlıyorsun. Her boyu uzun diğerlerine üstten bakacaksa zürafa
bizim en kibirlimiz desene.


-Hayır hayır ben bir şeyi yanlış anlamış değilim, ben sadece senin tavırlarına bakarak bu sonuca
vardım, Öyleyse söyle bakalım. Ben pis kokuyorsam senin için bunun bir sonucu olmalı mı? Eğer
benim boyum seninkinin yanında oldukça kısa ise ve bu yüzden çöp kutusu oldu isem senin uzun
boyun da sana bu övgülerle süslediğin görevi vermiş değil midir? Öyleyse aydınlık geleceği neden
sadece kendi hesabına görüyorsun.


-Evet, sanırım burada haklı olabilirsin, ama bilirsin yalnızlık denen o garip şey, bizim de bir yerde artık
birer metal parçası olduğumuzu hatırlatır. Bu da sanki her an bozulup hurdaya dönüşeceğimiz ve
yaramaz bir çocuğun hoyratça atılan taşları arasında bir daha hatırlanmamak üzere yok olacağımızı
hatırlatır. Hem bugün daha bu sabah şu sokaktan gürültülü bir bando takımı geçmişti, ne var ki ritmin
tüm neşesine rağmen içimdeki yalnızlık senfonisini onlarsız daha bir gürültüyle izledim. Benim
geceleri konuşmam gündüzün sustuğumun bir başka alametiymiş. Benim eski dostlarım geldi aklıma,
tüm güzellikler onların olsun ve ışıklar içinde uyusunlar.


- Amma da abarttın ha, gören de sanacak bir cenaze merasimine gelmiş. Ruhunda oynaşan o kandil
gecelerini ne çabuk unuttun, hani iki sevgili senin buradan geçerken ellerindeki kandili söndürüp
senin bu küçücük çehrende sabahlara dek dans ettiler. Ve etrafa neşe saçıp sabahın sakinliğine yelken
açtılar...


-Müsaade edersen gözyaşlarımı yağmurlu bir güne saklamak istiyorum… SON

© Copyright