0001-18317416705_20210315_151539_0000_ed

Tolga Türkmen'le 

röportaj

Muhtelif girişimleri ile sanat çevresinde ismini duyurmayı başarmış olan Noksanlar Kenti
Radyo ve Lavinya dergisi kurucusu Tolga Türkmen ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisine
bu söyleşiyi mümkün kıldığı için tekrardan teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Öncelikle, kendinizi tanıtmanız ve yayın kurulundaki görevlerinizi belirtmeniz ile başlayalım.
- Ben Tolga İstanbul doğumluyum, burada büyüdüm, burada yaşıyorum diyebiliriz.
Eğitim hayatımı lisede bitirdikten sonra köşeme çekildim ve çalışma hayatına başladım diyebiliriz.
Çeşitli işlerde çalışarak ama çoğunluğum hayallerime inanarak devam ettim.
Lavinya dergisi kurucusuyum, 4 Şubat 2019 tarihinde başladık yayın hayatımıza diyebiliriz. Aslında çoğu
şeyi ekip arkadaşlarım yapıyor, sadece takıldıkları yerde sorularına yardımcı oluyorum. Hümeyra,
Reyhan, Rana'nın da bir kez daha kulaklarını çınlatmış olalım böylelikle.


Lavinya Dergi fikrinin ortaya atılışı ve bu geniş platformun kuruluş süreci hakkında bahsedebilir
misiniz?

- Şöyle başlamalıyım biz Lavinya sürecini başlatmadan önce bir radyomuz vardı,
O radyo adı altında yazılar yayınlardık ayrı bir dergi kurma hayalim sonralarda gelişti. Anlamadığım bir
platform tabi ama, öğrenerek çözebileceğimi düşündüm inandım. Sonra ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz
diye araştırmalar yaptım tek başımaydım o kuracağım süreçte, sitemiz için bir arkadaş ile anlaştık ama
verilen tarihi çok geçmişti ve kurulamamıştık. Sonrasında arkadaş bizi dolandırdı ve paramız gitti. Pes
etmedim başka arayışlara girdim sonra sevgili Arif ile tanıştık 2019'dan bu yana kadar da beraberiz,
Lavinya' nın yükü çoğunlukla onda sağ olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Lavinya Dergi kendini tekrarlayan eserlerin izdihamına tezat yürüyen bir kuruluş. Her sayısında
tanık olduğumuz özgün fikirlerinin sebebi planlanmış, düzenli bir uygulamadan mı geçiyor?

- Yazar kadromuz oldukça geniş ve tüm yazarlarımızın haftalık günleri var, ve o günlerde yazılarını
yolluyorlar. Yazarlarımızla yola girmeden önce kendilerine şartlarımızı iletiyoruz.. Şartlarımızın 1.
kuralıda başka eserlerden alıntı alınmaması, ya da kendilerine özgü sözlerini okumak istediğimizi,
okutmak istediğimizi söylüyoruz. şunu da söylemeliyim ki yazarlarımızın çoğu edebiyat alanında hisli bir o
kadar kuvvetli kaleme sahip isimler diyebiliriz. Bu konuda da kendimi şanslı hissediyorum. Ama
uygulama olarak sayılır mı bilmem şunu diyebiliriz, yazılar yayınlanmadan önce editörlerimizin
onaylarından geçmektedir..


Taklitçilik bir nevi yeni tasavvur edilen bir konuda edindiği bilgilerle üretme çabasıdır;
peki ya sizin bu işe başladığınız ilk dönemlerde taklit ettiğiniz yazarlar, yayıncılar nelerdi?

- Ne kendi yazılarımda, ne de dergi adına herhangi bir taklit ettiğimiz yazarımız olmadı.
sadece dergi kurulmadan önce takip ettiğim dergiler oldu elbette, paylaşımlarına bakmak vs.
ama taklitçilik yok diyebiliriz. Edebiyat bence kendisine özgü olan bir çerçevedir.. Ben eğer ki taklit etmiş
olsaydım, onlar gibi olabilirdim. Ama şuan kendi iç dünyamlayım diyebiliriz...


Lavinya Dergi’den yanı sıra, kurduğunuz Noksanlar Kenti adlı radyonun kuruluş süreci ve gidişatı
hakkında bahsedebilir misiniz?

- Noksanlar Kenti gözbebeğimiz... 22 Eylül 2016 tarihinde kurdum, yine tek başınaydım yine mücadele
ettim. Ee tabi Lavinya'da biraz tecrübeli zamanımızdı ama Kent için aynı şeyi diyemem. Cihazları almak,
kitle oluşturmak oldukça zordu. Çok gittiğimi hatırlıyorum. İstanbul Sirkeci, Eminönü, Karaköy taraflarını
çok gezdiğim zamanları. Ama her şeyi kurduktan sonra derin bir nefes aldım diyebilirim. Radyo haliyle her
gün yenilenmesi gereken bir platform ama baş etmeye çalışıyorum. Radyo'da bir ekibim yok sadece
haftanın belli günlerinde 2 yayıncımız daha mevcut. 1 günde tiyatro bölümümüz var. Orada eski bant
kayıtlarını çalıyoruz radyo ile ilgili. Mücadelenizin gidişatı ışığa doğru gittiğini görünce daha çok
sarılıyorsunuz bende öyle yaptım. Ve Noksanlar Kenti şimdi dünyada 8 uygulamada dinlenen 20'den
fazla sanatçı ile radyoda ses veren bir aileyiz diyebiliriz. Kent'in dinleyenleri çok başkadır. Haftada 2 gün
yayın yapıyorum sadece o günlerde sabahı ederiz hep birlikte. Ben konuşmaktan, onlar dinlemekten
sıkılmaz. Size'de dinlemeyi tavsiye ederiz müsait zamanlarınızda :)


Yalnızca yayınlanma amacı taşıyan yazıları düzenlemek değil, aynı zamanda eseri objeleştirerek
ana fikrini kullanılan renkler, görseller ile gözümüzde canlandırmakla görevli olan dergi
yayınlarında en çok gözünüze batan, dergide aradığınız nitelik nedir?

- Dijital çağdayız, her şey artık buralarda yürüyor. Ama dergi olayı bambaşka, internette olsa, basılı bile
olsa fark yaratan birisi olmalısınız bence. Ya da o ay yayınlanan sayıda ses getirmelisin ki bir
ayrıcalığımız olsun. Lavinya'da elimizden geldiği kadar görsel temaya sadeliğe önem veriyoruz
diyebilirim. Fakat siyahı çok severim, Divit Kalem'de oldukça güzel durmuş. Yazılarınızı elimden geldiği

kadar okuyor, takip ediyorum. Şöyle diyebiliriz o halde.
Divit Kalem hem göze hem gönle hitap ediyor. Samimiyetimle söylüyorum...


Lavinya Dergisi edebiyat üzerinde çalıştığınız ilk projeniz mi?
Lavinya’ dan önce icra ettiğiniz edebiyata dair başka projeleriniz var mıydı?

- Evet Lavinya da Noksanlar Kenti de ilk projelerim. Lavinya'yı kurmadan önce ara ara başka dergilerde
yazılar yazıyordum. Şimdi sadece Lavinya'da ve ayrıca köşe yazarlığı yaptığım gazetelerde
paylaşıyorum.

Son zamanlarda çokça fazlalaşan e-dergiler hakkında “aklından dergi fikri geçen herkesin bu işi
yapabilmesi” olayı sizce her yaştan edebiyat tutkunları için bir fırsat mı? Sizce bu durum dergi
yayıncılığı intibaında herhangi bir düşüşe sebebiyet verir mi?

- Bence düşmez. her derginin ayrı okuyucusu, alıcısı var diye düşünüyorum. Katkısı bile olduğunu
düşünüyorum. Bu kadar dergiler sıklıkla olmasaydı yazmak isteyenlerin fırsatı çok olmayacaktı. Yazmak
güzel bir his, bence sürdürebilirlik önemli ayakta kalan yazarlarımızın ve dergilerimizin bitmeme
temennisini diliyorum hepimiz adına. Çünkü lise yıllarımda yazmak için dergi bulamazdım, olanlar da
bilindik isimleri alırdı. Bizler hep 2. planda kalırdık belki de yazı yazamadığımız dergilerin karşısına dergi
kurarak çıkmak, Edebiyat Yaşasın'ın tam örneğidir.


İleride gerçekleştirmeyi planladığınız başka projeleriniz var mı?
Bunlardan bahsedebilir misiniz?

- Radyo'yu frekans'ta görmek Lavinya'yı basılı sayılara ulaştırmak ve bu iki göz bebeğimin benden hiç
gitmemelerini isterim. Çok bir beklentiye giren bir adam değilim. Belki bir kitap, belki bir şiir klipimi de
ilerleyen zamanlarda gerçekleştiririm. Başka projem yok şimdilik...


İki yıldan uzun bir süredir dergicilik işinde edindiğiniz tecrübelerinize dayanarak,
Divit Kalem Dergi’ ye söylemek istedikleriniz, tavsiyeleriniz nelerdir?

- Ben çok keyif aldım. Edebiyat yaşasın! diye bağırdığımız bu şehrin çocuklarından olmak beni ayrıca
mutlu etti diyebilirim. Çok konuşursunuz deli derler, çok yazarsınız ne çok yazdın derler. Susarsınız çok
suskunsun derler, içine kapanıksın derler. Ben dergi ve radyo olaylarında kollarımı sıvadığımda bunların
hepsini duydum ben, sonra baktım ki insanlar hep der... Yolunuzdan hiç dönmemeniz dileğiyle, çünkü
kendinize inanırsanız kimse inanmasın sözünü gönül rahatlığıyla söyleyebilirsiniz. Her zaman
desteğimiz, bilgimiz, fikirlerimiz bir seve seve.
Kent'te ve Lavinya'da sizleri ağırlayacağımız günlerde görüşmek isteriz.
Üstadımızın dediği gibi tıpkı ;


"Öyle kolay kendisi kurtulması söylemesi öyle kolay.
Kolaylığından sıkılıyorum, Kurtulmak elimden gelmiyor."   

Turgut Uyar... 

© Copyright