90 x65 cm tuval üzerine akrilik TAŞ ÜSTÜ

UMUT

Şeyda Kocabaş

  • Siyah LinkedIn Simge
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest

İnsan vücut bulmuş kelimesiydi umudun. Değil bir kelime milyonlar yazmak anlamazdı bu
sihirli sözcüğü anlatmaya. Her gönülde farklı bir isim bulmuştur kendine. Her gönülde
öyküsü farklı olmuştur. Kiminin karanlık rüyasının aydınlığı. Kimi için yârine yazdığı
mektuptaki ince ince işlenen satırlar. Kimi için ise gelecek ile varlığıdır. Bazılarımıza göre de
Tövbe yakarışı, affedilmek ve teslimiyetti...


Umut, dert aynasının camında insanın kendini görmesidir Camdan süzülen bir tutam
tebessümün adıdır belkide. Bir fotoğraf makinesinin karesine sığdırılmış Afrikalı çocukların
yüzlerindeki masumiyet, samimiyet ve tebessümün ifadesidir. Asırlar geçmiş olsa da insanın
içinde sönmeyen bir mum ışığının yansıması. Süzülen bir damla aydınlıktır insanoğlunun
kalbinde imkansızlığı olduran...


Hasta için şifasını beklemenin devası. Her acının kederin, derdin, zorluktaki engelin
sonundaki azmin karşılığının adımları. Yaraya merhemdir. Fakirin ekmeği, işçinin alın teridir.
Çaresizliğimizin sürgünü bu sürgüne eyvallah diyebilmektir. Fırtınalı havada elimizden tutan
dost eli de olabilir. İnsanın gönlünü daraltan ruha inşirah değil midir? “Sadrımıza genişlik
ver” Rabbim diyebilmek ne güzel. Umudun en güzel tanımıdır İNŞİRAH. Kulun semaya
açılmış duası. Peygamberimiz hâdisi şerifinde dediği gibi: “Ümit, ümmetim için bir
rahmettir. “ Gökyüzünün mehtaplı gecelerini aydınlatan yıldızların arasından bir yıldız
kaydığında tuttuğumuz dilektir. Anne için evladını bekleme heyecanı. Doğan çocuğun
büyümesine tanık olmak ve o çocuğun attığı ilk adımı. Her adımından sonra düşsede dimdik
ayağa kalkma başarısıdır.


Ayın yıldızla kavuştuğu gibi sevgilinin yâriyle kavuşmasının benzemesi. Maşukun vuslat
hâlidir. Yüzlerce yıldır dilden dile okunan sevdanın türküsü. Ferhat’ın Şirin için dağı
delmesi. Mecnunun Leylası için çöllere düşmesi. Züleyhanın Yusuf’u için dökülen gözyaşları
bunlardan birkaçı destanın. Yollarda karşılaşırız diye aradığımızı bulmak umuduyla
yürüdüğümüzü, belki bir gün bir çıkmaz sokağın beklediğimize açılan kapısıdır ümidiyle her
sokağı adımlamamız da olabilir mi? Tesadüfleri tevâfuklara götüren kader de diyebiliriz bu
hâle. Atalarımızdan kalan destanın tarihidir. Fâtihin gemileri karadan yürütmesinin azmi,
Çanakkale’nin gençliğe bıraktığı ruh. İstiklal Marşının kıtalarındaki çıkarılan derstir umut.
Durakları olan bir minibüs yolculuğu gibi düşünelim. Kaçırdığın otobüsü sabırla beklemek.
Her durakta bir şeyler öğrenmeyi başarmak bu yolculukta olgunlaşabilmenin hazzı. Umut
aşılmaz dağları, ulaşılmaz yolları, sabahsız yarınları devirir, yakın eder uzakları. Tırtılın
kelebek olmasında, Yağmur damlacıklarının toprağa ulaşma çabasında. Kar tanelerinin
mûcizevi bir şekilde yağmasında saklıdır. Her baharın bir çiçekle başladığı gibi. Ağaçların
toprağa sıkı sıkı sarılarak büyümesi. İbrahim(as) ateşe atıldığında ettiği duanın yeryüzündeki
karşılığı. Ateşin su olmasıdır. Yusuf (as) kuyuya atıldığında mısıra sultan olması. Yunus(as)
balığın karnında yaşayabilmesinin sırrıdır.


Umut, insanın varoluş doğasında var olan bir duygudur. Ne demiş Şeyh Sadi Şirâzi : “En
korkulu anlarda bile ümidini kırma. Unutma ki en lezzetli ilik en sert kemikten çıkar. “


Ümitvâr olmaktır hayata karşı...

Tablo: Sema Şeker Sonuç  

Görselin tam hali için tıklayınız