old-letters-436501_1920.jpg

Yılların Gösterdiği Pusulada Gerçek Bir Hikaye

Ceren Gülüm Şahin

Dışarıda kar yağıyordu ve Lisa yavaş adımlarıyla evinin koridorlarını geziyordu. Yüreği keder
içinde olduğu zaman kahverengi sandalyesini kitaplığının sağ köşesinde duran masaya doğru
götürür ve masanın başına geçer geçmez mektup yazmaya başlardı . En sevdiği metal sarısı
kalemini alır , gökyüzünü ruhuna çeker ; yokluğunun vermiş olduğu özlemle ona yazardı . Genç
kız kime yazdığını hiç kimseye bahsetmezdi . Saçlarını sürekli keser ve kestiği saçın bir
tutamını mektubun içerisine koyardı . Yazdığı her mektubun sonuna 'yüreğim kanıyor', diyerek
göz yaşları içerisinde kan ağlayan cümlelerinin yaşamına son vermiş olurdu . Huzur içinde ölen
bir tane bile cümlem yok , diye yakınırdı . Mektubunu ona inat yazdı . Ona inat bir sevgiyle...


Bugün günlerden ne bilmiyorum . Aslına bakarsan merak da etmiyorum . Yaşamın
canlılığına katılmayı bıraktım ve pişmanım . Pişman isem bu senin suçun ! Gönderdiğim
mektupların hiçbirini okumuyorsun . Ki , mektubuma hiç karşılık vermemenden kolayca
anlayabilirim bunu . Nerede yaşadığını ve evini biliyorum . Mektubumun doğru adrese
gittiğinden eminim . Bir şeyden daha eminim ki yıllar ; sokakları , caddeleri , semtleri bile
değiştirdi fakat benim sana olan merakımı , özlemimi elbetteki kızgınlığımı değiştiremedi .
Bir kez olsun suretimin düşüncelerine bile değmediğine yemin edebilirim . Karşımda
olmanı , sorularıma cevap vermeni çok isterdim . Üzülme , çok uzun yazmayacağım . Zaten
okumuyorsun değil mi ? Fakat , sana yazmaya devam edeceğim . Geçen yıllarım pişmanlık
dolu olsa da kanlı cümlelerime bir son vermeyene kadar sana yazmayı bırakmayacağım .
Yüreğim kan ağlıyor . Sen yine de kendine iyi bak .


Eğer bir insanın kalbinde iyilik tohumları filizlenmemişse , kendi kalbinin iyilik tohumlarını
onun için feda etmeye gerek yoktu. Genç kız bu sözleri on yedi yaşında iken , öğretmeninin ona
hediye ettiği not defterine yazmıştı . Yıllar bu sözü de eskitememişti . Şimdi tekrardan o not
defterinin çizgili satırları arasında hapsolmuş ama eskitilmeyen ve asla eksilmeyecek bu sözlerle
tekrar karşı karşıyaydı .


- Anne , genç kızın kırılmış kalbini ne kadar da güzel anlattın . O kadar güzel anlattın ki , genç
kızın düşüncelerini okuyabilmişsin gibi ...


- Beğendin mi , güzel kızım . Evet , genç kız mutluluğa küsmesinin bedelini pişmanlıkla geçen
yıllarıyla ödedi . Güzel kızım hayatında yaşayacağın bir kırılma noktası daima olacaktır . Neye
veya nereden kırıldıysan , sözcüklerin sürekli aktığı bir Dünya’ya küsme . Büyümene bizzat
olgunlaşmana katkısı olan her şeyi pişmanlık olarak görme .Tecrübelerini yanına al ve kırıldığın
an sadece git güzel kızım .Kırıldığın yerden git , kendinden değil .


- Bana öğütler vermeni çok seviyorum anneciğim . Kendimden emin adımlarla karşıma çıkacak
her türlü sorunun üzerine gidecek ve daima anlayışla karşılayacağım . Anne , genç kız bir daha
hiç mutlu olmadı mı , kıpır kıpır bir merakla sorusunu sordu küçük kız .


- Küçük kızının yaşından büyük bir olgunlukla cümleler kurması Lisa'yı çok şaşırtıyor bir

yandan da gururlandırıyordu . Seni kucağıma aldığım ilk gün... İşte o zaman pişmanlıklarla
geçen yıllarımdan , mutlu olmaya başlayarak intikam aldım , dedi sohbetlerine bir yenisini
ekleyerek .


13 yaşındaki güzel kızı çok şaşırmıştı . Halbuki genç kızın mutlu olup olmadığını sormuştu
annesine . Annesi ise kendini anlatmıştı .


- Ben seni sormadım anneciğim . Anlattığın hikayedeki genç kızı sordum , dedi küçük kız .


- Biliyorum güzel kızım . Ben de soruna doğru bir cevap verdim . Bu arada hikayemize şimdilik
burada son veriyoruz . Çünkü , seninle şimdi güzel tatlılar yapacağız !


Küçük kız annesiyle beraber tatlı yapacağı için sevinmişti fakat annesi hikayenin tamamını
anlatmadığı için üzülmüştü . Oysa , hikayenin bir sonraki akışını çok merak ediyordu .
Anneciğim , genç kızın kime mektup yazdığını söylemedin, dedi küçük kız . Sanırım seninle
tatlı yapamayacağım , diyerek sesindeki kırgınlığı gizleyemedi . Pekâlâ , benim güzel kızım
merak ediyorsa öğrenebilir , dedi annesi . İçi mektup ve resim dolu küçük bir sandık getirdi .
Sandığın kapağını açar açmaz , bir zamanlar kan ağlayan cümleleri gözlerinden süzüldü . Yere
çömeldi . Kızının yüzüne bakmadan titreyen ellerinin tuttuğu mektuba devam etti . Beni ve
annemi zor bir yaşamla baş başa bırakan sevgili , biricik babama yazdım . O genç kız
mektuplarda , eskiden o olayın yaşandığı evde ve benim küçük kızımın kalbinde hala yaşıyor .
Konuşmasına devam ediyordu ki, küçük kızının kendisine şevkatle saran kolları arasında buldu;
Bir zamanlar babası için feda ettiği iyilik tohumlarını .

© Copyright